Sinema bütün sanatları birleştiriyor içinde; karşı konulmaz bir şey olmalıydı. Elinin altında bu denli güçlü silahlar olan birinin kötü bir film yapması olanaksızdı. Dünyanın en hıyar adamı bile ilginç bir film çıkartabilirdi ortaya. Bu işte eş-dost kayırmacılığının o kadar yaygın olmasına şaşmamak gerekirdi. Gerçekten de insan herhangi bir yeğenine bir senaryo yazdırabilir, kız arkadaşlarından birini alıp beyazperdede yıldızlı yapabilir, oğlunu alıp stüdyosuna getirebilirdi. Sinemada herhangi bir kimse başarılı bir sanatçı olup çıkabilirdi.
İyi ya da kötü, tüm romancılar kahramandır.
Tek başlarına savaşırlar, azizlerin imanı gerekir onlara. Zaferden çok yenilgiyi tadarlar; amansız dünya insaf tanımaz.
Güçleri kesilir (bunun içindir ki çoğu romanda zayıf noktalar vardır, saldırıya kolay hedef olurlar); dünyanın dertleri, çocukların hastalıkları, dostlarin ihanetleri, karılarının hainlikleri hep elin tersiyle kenara itilmek zorundadır.
Eli suça yatkın yoksul sınıfların, orta sınıflara karşı hırsızlık, eşkıyalık, tecavüz, cinayet gibi saldırılarına göz yummakla devrimciliğe yönelmekten alıkonulduklarını; hükümetin üst yöneticilerinin bu seçeneği maliyet yönünden yeğlediklerini ileri sürüyordu.