Osmanlı devletinin Birinci Dünya Savaşı'nın finansmanı için kullandığı kaynakların yüzde 26'sı Alman ve Avusturya avanslarından oluşan dış kaynaklarken, İstiklal Harbinin finansmanının sadece yaklaşık yüzde 10'u dış kaynaklardan (Sovyet yardımı ve bağışlardan) sağlanmıştı.
Korumacı sanayileşmeye yönelik ve devlet teşvik ve müdahaleleri ile bir milli sanayi burjuvazisinin yetiştirileceğini savunan bir "milli iktisat" okulu da vardı. Tevfik Çavdar ve Zafer Toprak'ın çalışmalarında gösterildiği gibi, 19. yüzyılın sonlarında Ahmet Mithat ve Musa Akyiğitzade tarafından savunulan (ve "liberal" tezlerle yaşıt olan) bu tez, dış ilhamını Alman tarihçi okulunun korumacı doktrininden alıyor ve sanayileşmeyi kalkınmanın ana yolu olarak görüyordu. 1908'i izleyen yıllarda bir kısmı İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin etkili mensupları olan Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Tekin Alp gibi düşünürler İktisadiyyat Mecmuası ve Türk Yurdu gibi yayın organlarında bu okulun ana savlarını yaymaya başladılar. Bu görüşlerin Harb-ı Umumi koşullarında liberal tezlerden daha fazla revaç bulduğu anlaşılmaktadır.