Ediz

Ediz
Yaz kızım; altı kişinin öldürüldüğü Forbes Cinayetleri zanlısı olarak yargılanan Doktor Ferit Özerdem artık ölmeye başladığı için teslim olmuştur.
Starbucks logosundaki denizkızının çift kuyruğu var,” diye yakınmıştı Langdon. “Bu da demek oluyor ki, o bir denizkızı değil, siren. Denizcileri kendine çekerek kaza yaptıran ve sonunda ölmelerine neden olan baştan çıkarıcı kötü bir dişi! Frappuccinolarını ölümcül bir deniz canavarıyla süslemeden önce ikonografi araştırması yapmayı ihmal eden bir firmaya güvenemem...”
Sayfa 607·Kitabı okudu
Reklam
Katherine, "Ölümün, fiziksel bedenle hiçbir alakası yok," diye açıklamıştı. "Ölümü, bilinç üzerinden tanımlıyoruz. Beyin ölümü gerçekleşmiş, yaşam destek ünitesine bağlı bir hastayı düşün. Teknik olarak bedeni canlı ama biz onu ölü sayıp fişini çekiyoruz. Bilinci olmayan insan bedenini ölü olarak görüyoruz, üstelik fiziksel fonksiyonları son derece sağlam olsa da." Langdon, doğru, diye düşünmüştü. Katherine, "Zıttı da eşit derecede doğru," diye devam etmişti. "Bedensel tüm fonksiyonlarını kaybetmiş tekerlekli sandalyedeki bir insanın bilinci yerindeyse hayatta sayılıyor. Stephen Hawking bedeni olmayan bir zihindi. Birisinin onun fişini çekmeyi teklif ettiğini düşünsene!"
Sayfa 594·Kitabı okudu
Bu, bir bedende birden fazla kişiliğin bulunduğu psikolojik bir durum. Dünya çapında belgelenmiş bu rahatsızlık daha çok, fiziksel ve cinsel istismara uğrayan kadınlarda bir başa çıkma mekanizması olarak ortaya çıkıyordu. İkinci kişilik, beden sahibinin acısını onun yerine göğüsleyen, ıstıraba dayanan, buna dair tüm anıları bloke eden ve beden sahibinin kendi acısından "ayrışmasına" olanak tanıyan bir nevi vekil kurbandı.
Sayfa 575·Kitabı okudu
Şimdi ne görüyorum? Anadolu... Düşmana akıl öğreten müftülerin, düşmana yol gösteren köy ağalarının, her gelen gasıpla bir olup komşusunun malını talan eden kasaba eşrafının, asker kaçağını koynunda saklayan zinacı kadınların, frengiden burnu çökmüş sahte sofuların, cami avlusunda oğlan kovalayan softaların türediği yer burasıdır. Burada, bıyıklarını makasla kırptı diye nice fikir ve ümit dolu Türk gencinin kafası taş altında ezildi. Burada, yüzü düşmana dönük, nice vatan mücahitleri savundukları kimselerin eliyle arkadan vuruldu. Burada, milli timsalin, milli bağımsızlık sembolünün yolu kaç defa kesildi ve kaç defa oturduğu şehrin etrafı isyan silahlarıyla çevrildi. Burada, ben, vatan delisi millet divanesi; burada, ben harp malulü Ahmet Celal yapayalnızım. Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra, şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi biti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.
"Profesör." Finch pozisyonunu değiştirdi ve silahını Langdon'a doğrulttu. "Akademik hayatın içinde yaşayıp da bu ülkenin gerçek sorunlarıyla yüzleşmemek... Batılı yaşam tarzını yok etmek isteyenler konusunda endişelenmemek büyük bir lüks olmalı. Dünya çok tehlikeli bir yer ve yaşadığınız Boston şehri benim gibi insanlar sayesinde bugün hâlâ ayakta duruyor. Bunu gerçek anlamda söylüyorum."
Sayfa 535·Kitabı okudu
Reklam