Yeni hayatım düzenli, disiplinli, dakiktir... Dokuza doğru her sabah kahveden kalkar eve, masama dönerim. Dokuz oldu mu, masama oturmuş, kahvemi hazırlamış, yazmaya başlamışımdır. Yaptığım iş basit gözükür insana, ama dikkat ister: Tek bir virgül atlamadan, tek bir harfin, noktanın yerini şaşırmadan Kitap'ı yeniden yeniden yazarım. Her şey noktasına virgülüne kadar aynı olsun isterim. Ve bu da aynı ilham ve istekle yapılabilir ancak. Başkaları işime kitabı kopya etmek de diyebilir, ama basit bir kopya işinden ötedir benim işim. Hissederek, anlayarak ve her seferinde her cumle, her kelime, her harf benim buluşummuş gibi yazarım. Böyle böyle sabah dokuzdan öğleyin bire kadar istekle çalışınım, başka hiçbir şey yapmam, hiçbir şey de işimden alıkoyamaz beni. Sabahları genellikle daha iyi iş çıkarırım."
"Sonra öğle yemeğini yemek için dışarı çıkarım. Bu kasabada iki lokanta vardır. Asım'ın yeri kalabalıktır. Demiryol Lokantası ağırdır ve içkilidir. Bazan birine, bazan ötekine giderim. Bir kahvede peynir-ekmek yediğim de olur, hiç evden çıkmadığım zamanlar da. Öğleleri hiç içmem. Bazan biraz kestiririm, o kadar. Önemli olan, saat ikibuçuk oldu mu, yeniden masama oturmamdır. Akşam altıbuçuk yediye kadar düzenli çalışırım. İyi yazıyorsam daha da devam ettiğim olur. Yazdığını beğeniyorsa, hayatından memnunsa insan fırsatı kaçırmamalı, yazabildiğince de yazmalı. Hayat kısa, böyledir işler, biliyorsun işte. Çayını soğutma."
"Bütün gün çalıştıktan sonra, yazabildiğim kadarına keyifle bir bakar sonra gene sokağa çıkarım. Çünkü akşam gazeteleri karıştırırken, televizyona bakarken yanımda çene çalabileceğim bir iki kişi olsun isterim. Yalnız yaşadığım, yalnız kalmaya kararlı olduğum için buna mecburum. İnsanları görmek, onlarla laklak etmek, biraz içmek, bir iki hikâye dinleyip,