Ben iyiliği, sadece iyilik olsun diye yapmayı seviyorum, kötülükten kaçınmayı, kötü olmadığım
için yapmayı istiyorum, iyi olduğumda birinin bana ödül vermesi ya da kötü olduğumda birinin beni cezalandırılmasından korktuğumdan değil, iyi olmak için bir efendiye ihtiyacımız yok kızım, iyilik de kötülük de içimizde, bizimle beraber doğdu, bizimle birlikte yok olacak. Önemli olan yaşarken neyi seçtiğin, hem de cennet ödülü ya da cehennem cezası olmadan. Hem de ölüp gideceğini bile bile. Perdenin ötesi diye bir yer olmadığının farkında olarak. Üstelik senden sonra gelecekleri hiç kıskanmadan, üstelik biz görmesek de onlar daha mutlu olsun diye çabalayarak. Benim payıma düşen de buymuş, teşekkürler hayat diyerek. Bence yaşamak bu kadar basit, aynı zamanda bu kadar güzel, bu kadar heyecan verici. Bütün mesele sahiden alçakgönüllü olabilmekte.
İnanmam için bir kanıt var mı? En küçük bir belirti, bir işaret, bir mesaj, bir ses, bir görüntü. Yok, hiçbir zaman da olmadı. O
mucizelerin hepsi güzel birer efsane, etkileyici birer masal, insanların
duymak istediği birbirinden renkli öyküler. Dinleri bu yüzden seviyorum, hiç amaçlamadıkları halde, insanı anlamamız için bize ipuçları sunuyorlar. Bizi korkularımızla yüzleştiriyor, ruhumuzun
zayıflıklarını ortaya çıkartıyor, cesaretimizi sınıyorlar.
İnsanı
anlamak için, yarattığı dinleri anlamak lazım."