Bir kurbağa su kabına düştü. Ilık su sobanın üzerinde yavaş yavaş kaynamaktaydı.
Kurbağa düştüğü yerden çıkmaya çalışmadı. Ilık su kış günü hoşuna gitmişti.
Suyun sıcaklığı yükselmeye başlayınca, kurbağa vücut sıcaklığını buna göre ayarlamayı başardı.
Su kaynama noktasına gelmeye başlayınca, kurbağa artık ayak uyduramaz ve vücut ısısını su sıcaklığına göre ayarlayamaz hale geldi.
Kurbağa, kaptan dışarı atlamaya çalıştı ama vücudu daha fazla sıcağa dayanamadı.
Kurbağanın başaramamasının nedeni neydi? Bunun için sıcak suyu suçlayacak mısınız?
Hepimiz yalanlarla dolu bir kapta yaşıyoruz. Egomuzu okşayan, bizi mest eden uydurma gerçekler yavaş yavaş kaynama noktasına geliyor ve sonuç malum.
Galileo çıkıp dünya güneşin etrafında dönmektedir dediğinde de deli demişlerdi çünkü. Kilise ayaklanmıştı. Nasıl olurdu bu? Dünya Tanrı'nın bir yansımasıydı çünkü. Olsa olsa güneş dünyanın etrafında dönebilirdi sadece.
Darwin evrim teorisini ortaya attığında tüm dünya ayağa kalkmıştı. İnsan Tanrı'nın bir yansımasıydı. İnsanın da bir hayvan olduğunu iddia etmek kutsala başkaldırıştı.
Bu yüzden Freud dışlandı, Hazreti İsa çarmıha gerildi, Gandhi öldürüldü, Hazreti Muhammed Taif'te taşlandı.
Bu isimlerin tek ortak yanı, alışılmışın dışına çıkmalarıydı. Toplumlar öylesine yalan ağlarıyla kuşatılmıştı ki, alışılmışın dışında ortaya çıkan bir hakikat herkese tehlikeli görünmüştü.
Toplumun hastalığı çok basittir. Yaşamdan ve kendilerinden bihaber olmaları.