Burada gözleri yaşararak kirpiklerinin ucuna kadar bir damla geldi, ruhunun artık zapt edilemeyen hislerinin taşkınlığıyla göğsü sarsılarak ağladı, ağladı ...
Bu, onda bir ihtiyaç şeklini almıştı. Her gün böyle odasına kapanarak uzun uzun ağlıyor; ruhundaki acı zehirleri, gözyaşlarının verdiği teselliyle yok ediyordu. Bazen saatlerce devam eden bir sinir buhranı içinde hep onu düşünür ve
bu bir türlü gelmeyen saadetin hüznüyle birer birer günleri sayardı.
Yorganı üzerine çekti. Başını yastıkların arasına soktu. Bütün dünyadan, hayattan, insanlardan uzaklaşmış gibiydi. Hiçbir şey görmüyor, hiçbir şey işitmiyordu. Derin bir karanlık ... Sonra ebedi bir sükûnun içinde boğulma ...