... her şeyi elinden alınmış bir insandan alınamayacak bir
şey olduğunun yeterli kanıtını oluştururlar: İnsan özgürlüğünün son kalıntısı olan, koşullar ne olursa olsun kendi yolunu seçme tutumunu.
İnsanın içsel değerine ilişkin bilinci daha derin, daha manevi şeylere bağlıdır ve kamp yaşamı tarafından sarsılamaz fakat tutsaklar
bir yana, özgür insanlardan kaçı bu bilince sahiptir ki?
Sevgi fiziksel bir varlık olarak, sevilen kişiden çok daha öteye gidiyordu. En derin anlamını tinsel varlikta, iç benlikte buluyordu.
Onun gerçekten var olup olmadığı, yaşayıp yaşamadığı önemini bir ölçüde yitiriyordu.
'Beni kalbinde bir mühür gibi taşı, sevgi ölüm kadar güçlüdür.'
Aramızdaki sağlıkçılar ilk olarak şunu öğrendiler: "Ders kitapları yalan söyler!" Bir yerlerde insanın belli bir saatin üzerinde uykusuz kalamayacağı yazıyordu. Tamamen yanlıştı! Yapamadığım bazı şeyler olduğunu zannediyordum: Şu olmadan uyuyamam veya bu olmadan yaşayamam gibi.