Acı çekmek, bayılana dek dayak yemek değildi.
Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi.
Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi.
Ah zeze ahh.
Kaybedilen en kıymatli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde "Bu öyle olmayabilirdi" düşüncesi, yoksa insan kader saydığı şeyleri kabule her zaman hazır..