Kitap okuyun dostlar...
Her lisân bir insan ise.
Her kitap da o insanın bakış açılarını geliştiren bir pencere olur.
Saatlerimiz nihâyete ermeden, pencerelerinizi çoğaltmaya bakın.
Kitapta Bulgaristan göçmeni Ali ile oğlunun nostalji kokan hikayesi, Mustafa’nın ağzından anlatılmıştır. İlk olarak nam-ı diğer Sosyalist Ali ve annesi Feride’nin hikayesini anlatmakla başlıyor işe. Annesini, babasına vermemelerinden sebep kaçarak evlenmeleri ve bunun sonucu olarak devam eden bir göçebe hayat… Bu hayatın içine sinmişliğinden sıkça bahsediyor Mustafa, babasına sık sık ‘Buraya yerleşiyor muyuz?’ diye sorması da buradan geliyor olsa gerek. Vagondan bir evde bir süre hayatlarını idame ettirmeleri de bize hayatının kendisinin de göçebe olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Kitapta saka kuşu, küpe çiçeği, kitaplar, mızıka ve daktilo sıkça kullanılmaktadır. Bunlar Mustafa’nın annesi Feride’nin ölümünden sonra babasıyla birlikte devam ettikleri göçebe hayatta, yanlarından hiç ayırmadıkları eşyaları oluyor. Ve kitap bize sıkıntılı bir hayat içinde, umut dolu insanları gösteriyor.
Uzun HikâyeMustafa Kutlu · Dergâh Yayınları · 200545,5bin okunma
ardağı suyla doldurursunuz. Dolar ama taşmaz. Ağzına kadar doldurursunuz, yine taşmaz. Ama bir damla daha koyarsanız, işte o zaman taşar. Sadece bir damla. Biliyor musunuz, bardağın taşmasına bir damla kaldı!