Benim görüşümce, modern insanın zekâsı o kadar da üstün değildir.
IQ’lar arasında o kadar da fark yoktur.
Eski Kızıldereliler ya da ortaçağda yaşayanlar bizim kadar zekiydiler, ama düşüncelerini etkileyen koşullar tümüyle farklıydı.
O düşünce ortamında hayaletler ve ruhlar, modern insanın düşüncesindeki atomlar, partiküller, fotonlar ve quantlar kadar gerçekti.
Ben hayaletlere işte bu anlayışla inanıyorum. Modern insanın da hayaletleri ve ruhları var.
Fizik ve mantık kuralları, sayı sistemi cebirde simgeleme ilkeleri.
Bunlar hayaletlerdir. Bunlara öylesine inanıyoruz ki gerçek gibi görünüyorlar.
Örneğin; yerçekiminin ve yerçekimi yasasının Newton’dan önce de var olduğunu düşünmek gayet normal. 17.YY’a dek yerçekimi olmadığını düşünmek delilik olurdu.
Öyle bir şey ki, kütlesi yok, enerjisi yok, kimsenin kafasında değil, çünkü kimse yok, uzayda değil çünkü uzay da yok hiçbir yerde değil; böyle bir yasa gene de var mıdır?
‘Eğer yerçekimi yasası varsa’ bir şeyin
var olmamak için ne yapması gerekir?
Bana öyle geliyor ki, yerçekimi yasası var olmaması için gerekli tüm testlerden geçmiştir.
Var olmamayla ilgili bir tek özellik düşünemezsiniz ki yerçekimi yasası buna sahip olması.
Ya da, var olmayla ilgili bir tek bilimsel özelliği de yoktur.
O halde onun varlığına inanmak hâlâ bir ‘sağduyu’ meselesinden ibarettir.
Bu demektir ki, yerçekimi yasası insanların kafasından başka hiçbir yerde yoktur! Bir hayalettir.
Biz hepimiz, başkalarının hayaletlerini kibirle aşağılarız, ama kendimizinkileri cahilce, barbarca üstün tutarız.