Biz insanlar, belli bir zaman ölçeğindeki hayata alışığız. Birkaç saniye ile birkaç yıl arasında süren olayları takip edebiliriz.
Ama dünya bundan ibaret değildir.
Bilimin yardımı olmasaydı, birkaç milisaniye veya birkaç bin yıl süren olaylara kör kalırdık.
Biz yalnızca ortadaki kısmı algılayabiliyoruz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bizler sadece içgüdülerimizin ve kendimize hizmet eden arzularımızın kurbanları değil, aynı zamanda beden cumhuriyetimizin, bilhassa da beynimizin tutsaklarıyız
Le Guin, denemesinde kadinlarin yaşamının geleneksel olarak
“bekâret”,
“olgunluk” ve
“kocakarılık” olmak üzere üç evreye bölünmesinin hayata, fiziksel evriminin dışında, var oluştaki sosyal değişimlerle ilgili bir anlam ve yön kattığını söyler.
Le Guin 20.YY’ın sonlarını, bekâreti değersizleştirip çocukları gitgide daha çok genç erişkinler gibi davranmaya sevk eden,
buna karşılık menapoza giren kadınları genç kalmak için hormon kullanmaya teşvik eden bir dönem olarak görür…….