Müslüman olmak ,
kısaca yalnızca Allah’ı kural koyucu , iradesini buyurucu , gönderdiği modeli de mevcûdâtın ahlâkî vasfının müessisi sıfatıyla “tek” olarak kavramaktır. Müslümanın görüşünün içeriği hakikat , güzellik ve iyiliktir; ama onun için bunlar aklî melekelerinin sınırlarının ötesinde değildir . Böylece o dini tefsir disiplinlerinde bir değer kuramcısıdır ama bunu ancak bir fakih olarak sağlam bir ahlâk bilgisine ulaştığında yapabilir. İnançla tasdik eğer hareket sahasına bir girişi temsil etmiyorsa onun için anlamsız ve faydasızdır .
Ben çok güzel bir çağda yetişmiştim , şimdi geçmişte kaldı ne yazık ki . O çağda değişime hazır olmak ve devrimci önseziler yaratmak için bir yetenek vardı . Şimdilerde kimsenin yeni birşeyler düşünmeye cesareti yok . Durmadan var olan düşünceler konuşuluyor , eski düşünceler yuvarlanıp duruyor . Gerçek yaşlandı ve bunadı ;ne de olsa , her canlı organizma gibi kesinlikle aynı yasalara tâbi ,yaşlanıyor. Onun küçük parçaları olan duygular da apoptoza uğrar . Apoptoz , maddenin yorgunluğu ve tükenmesiyle gelen doğal ölümdür . Yunancada bu sözcük “taç yapraklarının dökülmesi “anlamına gelir . İşte dünya da taç yapraklarını döktü .
Bazen sanki birçok insan için geniş ve ferah olan bir mezarın içinde yaşıyormuşuz gibi hissederim . Gri karanlıkla kaplanmış , soğuk ve nahoş dünyaya baktım . Hapishane dışarda değildi , her birimizin içindeydi . Belki de onsuz nasıl yaşanacağını bilmiyorduk .