İnsan , yaşamıyla ilgili olarak çoğunluğun tercihlerini örnek alma zorunluluğu hissetmemeli , aklı temel almalı , akla karşı duran kalabalıktan kendini kurtarmalıdır . Kendi içine çekilip yaşamı felsefe yoluyla düşünmeye başlayan insan , çoğunluğun , yeryüzüne özgü , aslında hiçbir değeri olmayan birçok gereksiz şeye değer verdiğini , bu yüzden onlardaki dışsal unsurlara dayanan mutluluk görüntüsünün sahte ve geçici olduğunu anlayacaktır.
((“Sanki bütün bu acıların içinde garip bir huzur ve güven var . Hem böyle yaşamak istemiyorum hemde içimden bir ses benim çektiğim bunca acıyı seviyor , beğeniyor hatta aferin diyor. Acı çektikçe sanki yapmam gerekeni yapıyorum gibi geliyor bana .” ))
…
“Haklı olmanın huzuru içinde ağla dur .”
…
“Oyundan çıkmanın haklı sebeplerini arama”
…
“Kararın sorumluluğunu hayata da yüklemeye kalkma, buna kader deme “
Kitaplar unutmaktan korktuğumuz bir sürü şeyi depoladığımız kapların bir türüydü yalnızca . Hiç sihirli bir tarafları yok . Sihir sadece kitapların söylediklerinde , evrenin parçalarını nasıl dikerek bizim için giysi haline getirdiklerinde …