Gjhfdjg

Puan vermedi·164 syf.··
2021 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2021 13:36
Modernleşme hareketinde edebî değişim ve dönüşümlere önemli katkılar sunan Namık Kemal, değişik türlerde verdiği eserlerle özellikle de Tanzimat Dönemi içerisinde meydana gelen sosyo-kültürel gelişmelere ön ayak olur. Büyük değişimlerin merkezi olarak alabileceğimiz Tanzimat Dönemi’nde yazar, millî şuur algısını her anlamda kendisinde tümleyen karakterler yaratarak, toplumsal sorunları eserlerinde baş unsur olarak konumlandırır. Namık Kemal’in diğer eserlerinde olduğu gibi İntibah romanında da kendi dünya görüşünü ve hayat felsefesini yansıtma eğilimde olduğu görülür. Yaratmış olduğu ideal insan tipi aracılığıyla okuyucuya vermek ve benimsetmek istediği düşünceyi, oluşturduğu karakterlerin yardımıyla iletir. İlk edebî romanımız olarak nitelendirilen İntibah romanı, bir aşk hikâyesi ekseninde değişik konulara kapılarını aralar. Roman, sosyal hayat içerisinde kadın ve erkeğin bulunduğu konum ve eşitsizlikleri; idealize edilen kadın tipi ve karşıtını, kader algısı olarak adlandırılan kölelik durumunu; ahlak ekseni içerisinde kadınların ötekileştirilmesi/ hiçleştirilmesini; hayat tecrübesi olmayan, iradesiz ve mirasyedi bir gencin yaşadığı hezeyanları ve geç uyanışın getirdiği aile faciasının görüngüsü yansıtır. “Düşüncelerinde ve emellerinde meydana gelen bu değişiklik süratle benliğini kaplıyor; zavallıyı bedenen ve ruhen büyük bir çöküntüye doğru sürüklüyordu. Sinirleri çok bozulmuş, eski uysal tabiatından eser kalmamıştı. Bazen gözleri, sabit bir noktaya dikiliyor; dakikalarca dalıp dalıp gidiyordu…" Romanın diğer bir özelliği anlatıcının, zaman zaman ortaya çıkarak, okuyucuyla konuşması ve yol göstermeye çalışmasıdır. Bunu yaparken anlatıcının taraf tuttuğu açık bir şekilde görülür. İlk dönem roman özelliklerinden biri olan anlatıcının taraf tutma durumu; kimi
İntibahNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,1bin okunma
Reklam
Puan vermedi·115 syf.··
2021 34. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2021 19:33
Karabibik, Nabizâde Nâzım'ın 1890'da yayınladığı gerçekçi köy romanıdır. İlk Türkçe köy romanı olarak kabul edildiği için Türk edebiyatında önemli bir yeri vardır. Önce yazarı tanımaya çalışalım. Şiir, anı, hikâye, roman türlerinde ve bilimsel konularda eserler veren Nabizade Nazım, ilk Türkçe gerçekçi köy romanı olarak kabul edilen Karabibik’in ve Türk edebiyatındaki ilk natüralist, tezli ve psikolojik roman denemesi olan Zehra’nın yazarıdır. Nabizade Nazım, kimi zaman romantizm, kimi zaman da realizm akımlarının etkisinde kalarak, eserlerinde ‘aşk’ temasını sıkça kullanır ve zaman zaman bu temaya bağlı olarak da kurgunun içine ‘cinsellik’ ve ‘şehvet’ öğelerini ekler. Nabizade Nâzım’ın edebiyata ilgisi Beşiktaş Askeri Rüştiyesinde okuduğu yıllarda başlar. Görüşleriyle bu dönem edebiyatçılarını çok etkileyen, “Gerçekten başka hiçbir şey güzel değildir, yalnızca gerçek sevimlidir.” diyen Beşir Fuat’a yakın bir sanat anlayışını benimsediği yalnız roman ve öykülerinden değil, edebiyat üzerine yazdığı yazılardan da anlaşılmaktadır. Bireyin zevklerini tatmin etmek yerine, toplumun aydınlanmasına hizmet eden bir edebiyat anlayışını benimsemiştir. Karabibik romanı realist akımdan etkilenmiştir. Roman köy konulu olan ilk realist roman özelliği taşımaktadır. Türk Edebiyatı açısından oldukça önemli bir eserdir. Roman başkahraman Karabibik adındaki yoksul köylünün “yamalıklı, lime lime” giyiminin, perişan halinin betimlenmesiyle başlar. Bu kılık kıyafeti bozuk yoksul insanlar Cumhuriyet’ten sonra toplumcu gerçekçi akımın etkisiyle pek çok romanda anlatılacaktır. Köylünün toprağa düşkünlüğü, sınır kavgaları, yoksul köylünün toprağına göz diken güçlü kişiler, geçim sıkıntısı, çıkara dayalı evlilik hesapları, köylüyü sömüren tefeciler, köylünün devletle ilişkilerindeki kopukluk,
KarabibikNabizade Nazım · Kitapzamanı Yayınları · 201011,9bin okunma
Puan vermedi·84 syf.··
2021 33. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 18:19
Küçük Şeyler sıradan insanın başına gelmesi muhtemel sıradan olayları, acıları, ümitleri, hayal kırıklıklarını, yani kimi hayat gerçeklerini ve bu gerçekler karşısında yaşanan duyguları ele alıyor. Ağaçların kesilmesine üzüntü duymamız, kuş sesleriyle neşelenip aşk uğruna acı çekmemiz, bir tebessümle umutlanıp kurduğumuz hayallerin yıkılıvermesi gibi olağan ama okuru derinden etkilemeyi başaran hikâyelerdir bunlar. Türk edebiyatına modern anlamda hikâyenin ilk örneklerini kazandıran Samipaşazade Sezai, Küçük Şeyler için yazdığı önsözde, neyin anlatıldığının değil, nasıl anlatıldığının önemli olduğunu vurgulayarak hikâyenin gücünün ayrıntıda gizli olduğunu ve güzel yazıldığı sürece basit konuların da önem kazanacağını söyler.
Küçük ŞeylerSamipaşazade Sezai · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202518,3bin okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2021 32. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2021 13:48
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat Batı edebiyatı tarzında yazılmış ve Osmanlıca harflerle basılmış olan ilk Türk romanıdır. 2. Tanzimat romancılığında, kadınların toplum içindeki yerlerini belirtme, dönemin evlilik ilişkilerini irdeleme, uygunsuz evlenmelerin sorunlarına değinme noktaları dikkat çeker. Taaşuk-ı Talat ve Fitnat, aslına bakarsanız salt bir aşk hikayesi anlatmıyor bizlere; kadınların o dönemde toplumsal rolünü, yaşadıkları birtakım sıkıntıları anlatırken erkeklerin baskıcı tutumlarına bir eleştiride bulunmaktan da kaçınmıyor. Kitabı okuduğunuz zaman yer yer eleştirilen durumların hala sürmekte olduğunu gördüğünüzde hüzünle karışık bir şaşkınlık yaşayacağınızı söyleyelim. Şemsettin Sami’nin erkeklerin tutumlarına dair eleştirisini üstünkörü yapmamasıyla beraber olay örgüsü içinde ustaca harmanlaması takdiri hak ediyor. Ana olay da bu eleştirinin bir dalı olarak görülebilir çünkü ana karakterimiz Fitnat, hiç tanımadığı biriyle sadece ona babalık ve annelik yapmış olan Hacı Baba uygun gördüğü için evlendirilmek isteniyor. Sonu da hüzünlü bitiyor maalesef. Şemsettin Sami, erkeklerin kadınlara olan yakışıksız hal ve hareketlerini bize Talat Bey kadın kılığında iken sokaklarda karşılaştığı şeyler aracılığıyla gösteriyor. Burada bir bölümden bahsetmeden geçmeyelim. Talat Bey kadın kıyafetleriyle dolaşırken erkeklerin bakışlarından rahatsızlık duyduğunu, çeşitli seslenmelerden ve hatta peşine takılmalardan tedirgin olduğunu ifade ediyor. Bir erkeğin tanımadığı bir erkekle selamlaşmazken nasıl olur da tanımadığı bir kadına bu kadar yakınlaşma cesareti bulduğuna hayret ederek kadın yaşamının erkekler yüzünden ne kadar kısıtlandığının farkına vararak utanç duyuyor. Eminiz ki Şemsettin Sami günümüzde yaşıyor olsa yılların pek bir şey değiştirmemesine hayret
Edebiyat
Taaşuk-ı Tal'at ve FitnatŞemseddin Sami · Eflatun Yayınevi · 200438bin okunma
Puan vermedi·417 syf.··
2021 31. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2021 15:28
Bir kadının aşkı için kültürünü bilmediği bir kişi ile evlenmesinden mi başlayayim, evlendikten sonra reva görülen hayatına mı? Uğradığı iftiralar yüzünden öldürür gibi dövülmesinden mi başlayayım yoksa annesinin sözünden çıkmayıp bir evde kadını değersizlestiren kocadan mı? Bir erkeğin nasıl beyhude değiştiğinden mi başlayayım yoksa evli olduğu karısını bilmem kaç kadınla aldatıp hayasızca davranışına mı? 21 yıl bir annenin çocuklarından ayrı kalıp onlar için verdiği mücadeleden mi başlayayım yoksa üç yetimin annesiz kalmasından mi? Orta doğu da erkeğin kadın üzerinden egemenlik kurup onu değersizlestirilmesinden mi başlayayım yoksa devletin bile bu konuda erkeğin tarafında olup düştüğü durumun acziyetinden mi? Kötü insanların ibretlik sonlarından mi başlayayım yoksa iyi insanların mücadele verirken başarılı olmasından mı? İnanın nerden başlayacağımı bilemiyorum. Derlermiş ki, bazı hayatlar zaman içinde bağlıdır birbirine. Çağlar içinde yankı bulan, eski bir çare ile zincirlidir ötekine. Yaşadığı acı gerçeklerden kurtulmak için Şamlı bir kocanın elinden Türkiye'ye kaçan genç bir kadının oğullarına kavuşmak için verdiği mücadelenin hüzün dolu hikayesi, hafızamdan kolay kolay silinmeyecege benziyor. Kitabi derin bir şekilde anlatmayacağım Piruze ve Piruze (Kavuşma) olarak iki kitabı da bitirdim. Sinan Akyüz ' ün okuduğum iki romanı ile onunla tanışmış oldum. Çok sade bir dili ve güzel bir anlatımı var yazarın. Okurken siz yaşıyormuşşunuz gibi hissedip benim gibi göz yaşı dökebilirsiniz. Hangi kitabı okursam okuyayım onun bana verdiği mesajlarla araştırma yaparım bu araştırma sitelerini buraya da ekleyeceğim. Okuyun pişman olmazsınız. Çünkü hayat bir farkındalıktı aslında ve başkasının acısıyla dertleniyorsak işte o zaman biz insanoğlu insan olmaya
KavuşmaSinan Akyüz · Alfa Yayıncılık · 20255,3bin okunma
Reklam