Sonra büyük bir ihtişamla o büyük fikir geldi aklına. Yazacaktı. Gördüğünü dünyaya gösteren bir göz, duyduğunu aleme duyuran bir kulak, hissettiğini insanlara duyumsatan bir kalp olacaktı.
Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü. Her kitabın tek tek her sayfası bilgi alemine açılan birer gözetleme deliğiydi.
Ve başlamak için, dogmaya aykırı düşen şu gerçeğin itirafı lazımdır: Bizi yetiştiren okumalarımızın çoğunu, bir şey için değil, bir şeye karşı yapmışızdır. Sığınır gibi, reddeder gibi, karşı koyar gibi okuduk (ve okuyoruz).