Ahhh, dostların çokluğu ile yalnızlığın mevcudiyeti arasında hiçbir alaka olmadığını zamanla anlayacaksınız. Ne diyordu şair, ne zaman bir dosta gitsem evde yoklar…
Geçen yıl terk edildim. Bir nişan yüzüğü hayal ederken, bir ayrılık hediyesi tutuşturdu elime. Kadife kutunun içinde en az iki karatlık, damla kesim, çok berrak, birinci sınıf pırlanta gibi bir kelime. Evladiyelik olsun hırkamın son düğmesi: Hayırlısı.
Olsun hırkasının ikinci düğmesini kimseler görmeden ilikledim. Her düğmesini birbirinden farklı dikmişler, birinde bir “keşke” takılı, diğerinde “ama”, bir diğerinde “yine mi”, o düğmenin sonuna soru işaretini nakış gibi işlemişler. Karşısında boş bir ilik. Yıllarca olmayan her şeyde o boş iliğe takıldı parmağım.