Aslında ilk defa kendimi iyi bir inceleme yazacak kadar bir yetkinlikte görmememe rağmen okuduğum bir kitap hakkında bu kadar çok yorum yapma bir inceleme yazısı paylaşma isteği duyuyorum çünkü bu kitap okuduğum her yeni sayfasında bana, şuan içinde yaşadığım toplumsal yapının, ülkenin halihazırda mevcut durumunun, küçük bir örneği gibi hissettirdi maalesef. Kitabı okurken olayların girişinden o kadar belliydi ki sonuç ama yine de belki düşündüğümden farklı biter diye son sayfasına kadar beklentiyle okumaya devam ettim ama şaşırtmadı sonu.
"Son Ada" dünyadan uzak bir ada son sığınak, son insanı köşe... Kimsenin yönetmeye yönetilmeye ihtiyaç duymadığı, herkesin kendi küçük dünyasında sakin, huzurlu, eşit koşullarda, yasemin kokularıyla, martılarla, doğadaki seslere karışan müzisyenlerle mutlu bir şekilde yaşadığı bir ada düşünün ta ki emekli darbeci bir başkanın adaya geleceği zamana kadar
Darbeci emekli başkan adaya gelince adadaki o huzur ortamı yerini yavaş yavaş kaosa, fikir ayrılıklarına, ilaçlara, siyanürlere, silahlanmalara, hayvan katliamlarının yapıldığı bir diktatörlük rejimine esir olunmuş bir ortama bırakıyor.
Zülfü Livaneli' nin bu benzersiz yaratıcı romanında, insan yapısı otoriteyle karşı karşıya... Yazar bizi dünyamız üzerinde yeniden düşünmeye çağırıyor. Mutlaka okuyun ( Lenore Martin)