Bir ayrılık hüznü var içimde.
Dostlarla son hasbihâl,
gençlik neşesinin bize armağan ettiği
son gamsız saatler...
Yarından sonra farklı yollara düşeceğiz.
Ama biliyorum ki aynı gönüllerde buluşmaya devam edeceğiz.
Farklı duraklarda, birbirimizin ardından
gururla bakan gözlerle vedalaşıyoruz bugün.
Ayrı düşsek de bugün
aynı hatıraların izinde kalacağız her zaman.
Zor oldu ama yüzleştim.
Uğrunda eksiltmediğim dualarımı,
kolay bir vedalaşmaya kurban ettim.
İçimden çok parça koptu bugün,
ama gerçekten içine ait değilse,
hep eğreti durduysa o kopan parçalar;
insan ardından buruk da olsa,
bir "oh" çekebiliyormuş; acımasızca fark ettim.
Yüzleştim,
hiç birleşemeyecek olmamızın verdiği derin hüzünle.
Yüzleştim,
artık gözümün değdiği noktalardaki sonsuz yokluğunla.
Yüzleştim,
arkandan bakakalırken gülümsemeyi
beceremeyen nemli gözlerimle...
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş.
Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine.
Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar
Bir gülüşün içimde binlerce lâmba yakar.
Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın,
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın.
Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi.
Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım.
Erdem Bayazıt