Bazı gecelerde gönlümden kuşlar havalanıyor efendim, özgür olup gidiyor. Bazen de bir sığırcık penceremi ziyarete geliyor bana özgürlüğü getiriyor. Böyle gecelerini uyanışları da bambaşka oluyor. Uyanıp bıkmadan, usanmadan beni her gün avuç içi kadar bir menfezden yoklayan yegane ziyaretçimi, güneşi beklemek, beklemek ve sonra, onu karşılamak çok heyecan verici oluyor. Öyle gecelerde yaratan ile aranda bir bağ kuruluyor sanki.İçimi arıtan bir süreç gibi... İltica ediyor, sığınıyor ve mutlu oluyorum. İstersen bir kuş olup ziyaretçimin geldiği pencereden çıkıp gideceğimi hissediyorum nedense.
Bilirsiniz, konuşmayı çok severdim, şimdi soruluncaya kadar susmayı yeğliyorum. İnsanların yaşarken uyuduklarına ve ancak ölürken uyandıklarına inanıyorum çünkü.
Eğer bu ülkenin 100 sene evvelki sınırlanabilir tel örgü çekilseydi ve bu tel örgünün dışına "Tarihi eser çıkartılamaz."yazılsaydı bugün dünya müzeleri neredeyse yarısı boş kalırdı.