“Üzerime yine aynı karanlık çöktü, düşüncelerimin peşinden koşup kavrayamadığı o dipsiz kara sonsuzluk. Bu karanlığı tanımlayacak kadar koyu bir kelime aradım, öyle korkunç derecede koyu bir kelime olmalıydı ki bu, dilimden döküldüğünde dudaklarımı karartmalıydı.”
“…. benim anladığım gerçek mutluluğun da bir rastlantı sonucu olmadığını, yaz yağmuru gibi birden başımıza düşmediğini söylemeliyim. Gerçek mutluluk yavaş yavaş, azar azar gelir.
(…) Mutluluk birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.”