Son sayfayı okuyup, kapağı kapatınca her bir karaktere ayrı ayrı sarılmak, "tamam geçti" demek istedim.
Stasia ile tüm yüzyıla tanık oldum. Christine'nin acısıyla, Kostya'nın kırılgan gücüyle, Kitty'nin özlemi, Eleni'nin çaresiz görülme isteğiyle, canım Daria'nin, o güzel Daria'nin mutsuzluğu ile bir kez daha gördüm ki; toplumsal olan bireysel olana nasıl da nüfuz ediyor. İçinde sürüklendiğimiz, kendi hayatımız zannettiğimiz nasıl şekilleniyor, nasıl yön değiştiriyor.
İstedim ki kırılgan ama güçlü Brilka-benim sihirli çocuğum- hepsinin yerine mutlu olsun, her birini mutluluktan ayıran mesafeleri azaltsın, olmayan kaderi yok etsin. Oldukları ve olamadıkları her şey o olsun.
Burnumda hep bir çikolata kokusu..