Defne

Defne
@Esmendefne
Bir Apartmanın Taşıdığı Bellek
10/10
·240 syf.··
2025 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 17:21
Ufak Not:Yazacaklarımın tamamı olay örgüsü üzerinden olacak.Kitabı okumak isteyen,spoilerdan rahatsız olanlara duyurulur :) Çoğunlukla kitapları “akıcı, sürükleyici, güzel betimlemeli” gibi tabirlerle anlatmaktan pek hoşlanmam. Fakat bu kitap, okumayı sevmeyene okumayı sevdirecek denli sürükleyici ve kendine bağlayıcı bir metindi.Sanatlı diline rağmen müthiş akıcı; durağan atmosferine rağmen içine bir çırpıda girip uzun süre kalabileceğiniz kadar içten ve sizden,bizden bir kitaptı. Kerem, Nişantaşı’ndaki Şekercizade Apartmanı’nda bir antika veya eskici dükkânı işletir.Bu meslek ona babadan kalmıştır,yani kendisi bir eskici oğlu eskicidir.Bu yüzden burslu olarak okuduğu kolejde kendisini hep yetersiz ve dışlanmış hisseder,oraya bir türlü ayak uyduramaz ve arkadaşlarının gözünde yalnızca bir eskicinin oğlu olduğuna inanır. Dükkân ise aslında ölmüş olan yaşlı Yahudi’ye aittir.Yaşlı Yahudi, Kerem’e kolejde okuması için burs veren kişidir ve Kerem’in zihninde çok büyük yer kapladığından,hikâye boyunca gölge gibi sürekli karşımıza çıkar. “Söyle bakalım Kerem… sütü bozuk.” “Cibiliyetsiz.” “İğrenç.” “Kerih!” “Afferim…” Kitap,bu tür diyaloglarla doludur ve Kerem ile Yahudi arasındaki iletişim sürekli devam eder. Kerem ondan birçok şey öğrenmiştir ve çocukluğunda da onu pek sever. Hatta ölmesinden öyle etkilenmiştir ki, şimdi de her hafta onun gömülüşü, mezarı kâbuslarına girer. Buna rağmen Kerem, Yaşlı Yahudi’nin ismini bile hatırlamakta zorlanır. Adam iyi,hayırsever biri de olsa Kerem’in zihninde “yalnızca yaşlı bir Yahudi” olarak kalır. Belki de onu asıl rahatsız eden, komşularının Yahudi’nin ölümünden Kerem’in ailesini sorumlu tutması, tüm varlığının Kerem’e kaldığı için adamı öldürdüklerini düşündüklerini sezmesidir.Ve aslında bu konuda pek de yanılmaz,zira metnin ve
Kitap Alıntısı
Öyle Güzel Bir Yer kiMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2017431 okunma
Reklam
Minger:Postmodern Bir Ada
8/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2025 00:00
Veba Geceleri her cümlesi için çok uğraşılmış, oldukça kendine has, orijinal bir metin. Bazen çok anlamsız gelse de, sözcüklerin belli bir kısmında kendini tamamladığı ilginç bir uyum vardı. Bu nedenle okuması epey zorlayıcıydı. Aslında ilk okuduğum Orhan Pamuk romanı,fakat bazı yerlerde kopsam da bir şekilde metnin içine girmeyi başarabildim. Bazı bölümleri anlamamıştım ve yan okumalarla, tekrardan eski sayfalara dönmelerle o eksikleri kapatabildim. Fakat bazı kısımları hâlâ anlamadım,ancak neresini anlamadığımı da pek anlayamadığımdan o kısımlar belirsiz kaldı :) Biraz okuldaki matematik dersleri aklıma geldi bu esnada. Hoca “Anlamayan var mı?” diyor; anlamadığımı söylesem “Hangi bölümü?” diyecek.Hocam, sadece belli bir bölümü anlamasam mutlu olurum zaten :) Ama tabii, Orhan Pamuk’un Veba Geceleri, matematikten daha kolay olmasa da çok daha zevkli. Kitabın giriş cümlesinde “Bu hem bir tarihi roman hem de roman biçiminde yazılmış bir tarihtir.” diyor. Bu biraz kafa kurcalayıcıydı. Okur hem bir kurmaca, hem de bir gerçeklik içinde oluyor. Bu nedenle yorumlayıp incelemesi de garip oluyor.Çünkü bir tarih, ama rahat rahat irdeleyemezsin, zira bir kurmaca da var. Ve kurmacayı da rahatça irdeleyemezsin; zira bununla birlikte bir tarihin, gerçekliğin akışında ilerliyorsun. Yorucu bir metindi, ama güzel de bir metindi. Okuyucu gibi yazarın da çaba sarf ettiği anlaşılıyordu. Hiç var olmayan bir ada, hiç gerçekleşmeyen olaylar, yaşamamış karakterler ve bunların edebî bir dille harmanlanarak oluşturulmuş hikâyesi mevcuttu. Kitapta metni yazan kişinin Mina Mingerli isimli bir tarihçi olduğu belirtilmişti ve hikâye onun ağzından anlatılıyordu. Bu sebeple tarih romanı gibi olmasına rağmen, bir Orhan Pamuk metni olduğundan postmodern bir tarihi roman hâline geldi. Kitapta o adada
Edebiyat
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma
spoiler varr =))
7/10
·128 syf.··
2024 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2024 17:19
Dokuzuncu Hariciye Koğuşundan sonra okuduğum ikinci Peyami Safa romanı oldu.Dili oldukça sade,okuması ve anlaması kolay bir kitaptı.Ancak ben pek beğenemedim bu metni.Sanırım daha çok psikolojik,varoluşsal temaları da sevdiğimden bu kitap pek ilgimi çekmedi.Tamamen toplumsal ve kültürel çatışmalar vardı ve bence çok da etkileyici bir yanı yoktu.Bu nedenle de bana pek yeterli gelmeyen bir kitap oldu. Konuya ve olay örgüsüne gelirsek Fatih Harbiye,Peyami Safa’nın modern bir yaşam ile törelerine bağlı,geleneksel bir yaşam arasında kalan ve bu dönemde devamlı çevresindekileri bunaltan Neriman’ın yaşadığı kargaşayı ele alıyor.Kitabın sonunda Neriman,gittiği evde,daha önce hiç tanımadığı,konuşmadığı,ağlayan,dertli bir kadınla karşılaşıyor ve onun yaşadıklarının etkisinde kalıp tüm metin boyunca hayranlık duyduğu Batı’yı bir anda unutuyor ve tekrardan Şarklı Şinası’ye yöneliyor.Aslında çok basite kaçılmış,biraz da geçiştirilmiş bir son ve bence yazar nereye bağlayacağını pek kestiremeyip yazmış da olabilir.Ama zaten ana karakteriniz Neriman ruhsal sorunları olan biri ve devamlı bir kimlik arayışında.Hem kendini bulma çabalasıyla hem huzursuzlukları ve kararsızlıklarıyla zaten çok sağlıklı düşünebilen bir insan değil.Bu nedenle herhangi bir olaydan anında etkilenip fikir değiştirmek normalde pek inandırıcı olmasa da Neriman için oldukça mantıklı görünüyor.Ben kitabı beğenmememe rağmen finalin çok uygun yazıldığını düşünüyorum sırf bu yüzden. Karakterlere gelirsek bence Neriman da Şinasi de sevilecek kişiler değildi.Neriman fazla yüzeysel biri.Hiçbir şeyi derinlemesine düşünmeden kararlar alıyor.Şinasi ise,Neriman’ın gözünden bakıldığında fazla pasif,boğuk ve etkisi bir karakter.Ancak başka bir gözden bakılınca da sevdiği kızı kaybetmemek,kırmamak için sessiz kalan,naif ve iyi
Edebiyat
Fatih HarbiyePeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202357,1bin okunma