toearthfromstars

toearthfromstars
PAÜ İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI
46 okur puanı
Nisan 2020 tarihinde katıldı
Spoiler içerir
Puan vermedi·1128 syf.··
2021 37. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2021 14:05
Hayatımın şu anki evresine kadar okumuş olduğum en kalın kitapla geldim. Elime almaya korktum ama okuyup David'in hayatına tanıklık ettiğim için mutluyum. Aslında kitabın tamamını çok üzücü olarak okuyacağımı sanmıştım. Başlangıçta öyleydi. David'in çocuk yaşta üvey babasından gördüğü zorbalık daha sonra gönderildiği okulda gördüğü zorbalık ve en sonunda zorla iş hayatına bırakılıp kendi kendine verdiği mücadele o kadar üzücüydü ki. Ama daha iyi bir hayat için verdiği mücadeleyi asla unutmayacağım. Bütün bu zorluklardan sonra David hayatının en mutlu günlerini yaşamaya başlıyor. İş hayatında istediği başarıları elde ediyor, hatta Dora ile olan aşk hayatı da mükemmel gidiyor. Dora ve David bütün zorlukların üstesinden beraber gelmeye çalışıyorlar. Romanımızda çok sinir bozucu bir karakter var, o da: Uriah Heep. Kendisinin sürekli mütevazı olduğunun altını çizen biri. Tabi gerçek hayatta da tanık olduğumuz gibi kendisini mükemmeliş gibi öven insanların gerçek yüzleri veya art niyetleri elbet gün yüzüne çıkıyor. Uriah da tam olarak öyle bir karakter. En sonunda mütevazıyım adı altında yaptığı bütün dolandırıcılıklar gün yüzüne çıkıyor. Yaklaşık 1100 sayfalık bir kitap, tabi normal olarak da karakter sayımız fazla. Bu durum bazen kim kimdi ikileminde bırakabiliyor. O yüzden okurken not almıştım Son 200 sayfasında kitabın duygusallığı en üstte diyebilirim çünkü bazı kişileri kaybediyoruz Charles Dickens'ın kendine has yazma özelliklerinden biri bu olabilir. Kitabın başında üzücü duygu yüklenmesi, ortalarında mutlu yaşama tanık olma ve sonlarına doğru tekrardan üzücü duygu patlaması yaşayabiliyoruz. Bir de bu kitapta da doğanın iyileştirici gücünü görüyoruz. David, bazı kayıplar yaşadığında tedaviyi ve mutluluğu doğada bulduğunu söylüyor. İyi ki okudum dediğim kitaplardan❣
Edebiyat
David CopperfieldCharles Dickens · İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,556 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·200 syf.··
2021 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 13:56
Günümüzde de gördüğümüz suçluların ceza almadan dışarda gezdiği ama suçsuzların haksız yere ceza aldığının ilk yansımalarından biridir belki de Sokrates'in ölümü. Sonundan ölümün olduğunu bile bile okumak biraz üzücüydü. Sokrates, yaşadığı toplumun kurallarını, ahlaki yapısını sürekli sorgulayan bir filozof çünkü felsefesi ; "Sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez." Ama sorguladığında da toplum tarafından kötü görüldü. İnsanların bir şeyleri sorgulamaları veya fikir beyan etmeleri çağlar boyunda sürekli kötü kabul edilmiş çünkü alışılmış fikirlerin dışında yeni bir bakış açısı geliştiriyorsun ve bu bakış açısı toplumun yararınaysa "hain, dinsiz inançsız" ilan ediliyorsun.. Hayatın ve dünyanın acı gerçeklerinden: kimse inandıklarının üstüne yeni ve aksi fikirler eklenmesini istemez. Sokrates'in ölümünün sebebi de insanlar yararlı şeyler öğretmesiydi ama maalesef suçlu bulunup idama mahkum edildi.
Edebiyat
Sokrates'in SavunmasıPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202064,8bin okunma
İki Şehrin Hikayesi
9/10
·528 syf.··
2021 10. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2021 23:38
Bir roman düşünün hiç ummadığınız ve duygusuz olarak aktarılan bir karaktere roman sonunda hayran olarak ayrılacaksınız. İşte bu kriterdeki roman " İki Şehrin Hikayesi." Romanımızda Fransız Devrimi'nin yaşandığı bir dönemde farklı coğrafyadaki iki şehrin hikayesine tanık oluyoruz, Paris ve Londra. Bana göre romanımızın tek bir ana karakteri yok tam tersine ana karakterleri var. İlk başlarda Dr.Manette'nin yaşadığı zorluklara üzülürken bir anda Charles Darnay'in suçsuz yere öldürülmek istenmesine üzülüyoruz, kitabın sonlarında ise Sydney Carton'un önce fedakarlığına hayran  kalıp sona bu fedakarlığın sebep olduğu duruma üzülmeye başlıyoruz. Romanımıza mükemmel bir cümle ile giriş yapıyoruz: " Gelmiş geçmiş en iyi günlerdi, gelmiş geçmiş en kötü günlerdi; hem bilgeliğin çağıydı hem ahmaklığın; hem Aydınlık, hem Karanlık bir mevsimdi; umudun baharı, umutsuzluğun kışıydı..." Bu cümledeki zıt kelimeler okuyucuya o dönemde Londra ve Paris'in nasıl zıt iki ülke olduğunu gösteriyor. En kötü günlerin, ahmaklık çağının, karanlık mevsimin, umutsuzluğun yaşandığı yer Fransa. Devrimcilerin gözleri intikam almakla öyle bir dolmuş ki insanları  öldürmekten zevk alır haldeler. Küçücük bir çocuğun bile kellesinin alınmasından zevk duyuyorlar. Böyle bir beyin yapısı nasıl olabilir! Romanımızın tek bir ana karakteri olmadığı gibi tek bir konusu da yok. Her karakterin hikayelerine ayrı ayrı tanık oluyoruz ama tüm karakterler sonunda tek bir yerde toplanıyorlar, zalimliğin ülkesi olan Fransa'da. Ayrı ayrı olaylar romanın ilerleyişini biraz zorlayabiliyor ama bir süre sonra romanımızın en heyecanlı yerinde kendimizi buluyoruz ve böylece kesinlikle okunulması gerekenler listesine giriyor.
Edebiyat
İki Şehrin HikayesiCharles Dickens · Koridor Yayıncılık · 201676,6bin okunma