benlik, toplum içindeki yalnızlık, doğu-bati çatışmaları, aşk, feminizm, iç dünya
aradığı şeyi kimsede bulamamış biri sonunda bir kadında buluyor ve onunla beraber kendi iç dünyasını da. belki de "hayat bir kere oynanan bir kumardır" alıntısı doğrudur ve gerçekten "tesadüf"lerle benliğimizi bulabiliriz. burada raif aradığı şeyi yalnızca mariada buluyor ve o zaman dilimi dışında her şey, herkes anlamsız, sıradan, bedbaht. kendi istediği, kafasında şekillendiği algidan dolayı diğer insanları da birer konuşan ama anlamsız mahluklar olarak görüyor ve kendini daha da yalnız hissediyor. ben toplum içindeki yalnızlık kısmında "toplum" olarak kast ettiğimiz kısmı merak ediyorum. diğerlerinin de bir "toplum"u var mı, onlar da mi yalnız? yoksa gerçekten yalnız mıyız? ve bu yalnızlık tek bir insanda mi giderilebilir? yoksa insanları tanırken sayfa 25de bahsedildiği gibi kör müyüz? insanlara çabuk etiket yapıştıriyor, anlamıyor, dinlemiyoruz. marianin bahsettiği kısımda resmin ve diğer tüm sanat dallarının kast edilen kişiye iletilmediginden söz ediliyor. bizim dedigimiz bu toplumun da biz ne kadar anlamaya çalışırsak çalışalım iletilemeyecgini idrak ediyoruz. zaten kafamızda kurduğumuz kadar harikulade şeyler olmaz hayatta. ama bu hayata bir ömür kadar çok de sığdırmak ve bunlari anlatacak insanın mevcudiyeti insanı rahatlatır. ama o insani bir kumar olan hayatta tesadüflerle bulabilir miyiz? raifin beklediği gibi biz de o insanı beklemeliyiz. kim bilir belki bir gün bir sanat galerisinde birisinin çehresinde kendimizi bulabiliriz.