Dostoyevski' nın Suç ve Ceza' sında harika bir biçimde anlattığı gibi, suçun bizzat kendisi bir cezadır çünkü insanlar nihayet yaptıkları işlerin acı sonuçlarıyla yaşamak zorunda kalmaktadırlar.
Şimdi sen söyle evladım; aç karnına mezara konan şehitlerin hakkı nasıl ödenir ki? Üzerinde bir parkası olmadan ayazda, soğukta bir gavur mermisiyle ruhunu teslim eden gencecik bir yiğidin hakkı nasıl ödenir? Üzerine giyecek bir gömlek bile bulamadığından bir çuvalı libas yerine giyen ve kim bilir kaç günü bir kuru ekmek ile geçirip de vatan için şehit düşen bir Mustafa' nın hakkı nasıl ödenir?
Sessiz bir taşra gecesi, pencereden görünen yıldızlar sanki yeryüzüne inmiş. Sadece cırcır böceklerinin ve dertli öten İshak kuşunun sesi geliyor.
Çarşaflar lavanta kokuyor.