Medenî milletlerin büyük sermaye sahipleri, servetlerini, harpleri destekleyecek yerde kitaplar uğruna harcasalardı şeklinde bir düşünce ortaya atmış olsaydık, kimbilir bu düşünce başkalarına ne kadar mânâsız ve saçma görünürdü.
Herhangi bir kimse kütüphanesi için biraz fazla para harcasa ona deli, " kitap delisi" dersiniz. Halbuki, pek çok kimse her gün, bütün parasını pulunu atları uğruna harcıyor da, onlara "at delisi" demiyorsunuz; üstelik bütün parasını kitaplara yatırdığı için iflas eden birini duydunuz mu hiç?
Büyük şairimiz Tevfik Fikret'in, "Kadınlarını okunmayan bir millet, oğullarını ebedî cehalete mâhkum etmiştir; hüsranına ağlasın!" sözü ile ifade etmek istediği gerçeği, en iyi fark etmiş olan düşünürlerden biridir Ruskin.
Hangi ebeveyn kızının günlüğünü, oğlunun blogunu okuyup da onun hakkında daha fazla şey öğrenmeyi, cinsel yaşamını, gönül ilişkilerini, küçük sırlarını bilmeyi hiç dışından geçirmemiştir ki? Kimileri bu arzuyu bastırmakta zorlanırlar. Kendileri çocukluklarında ya da ergenliklerinde yeterli saygıyı görmemiş olduklarından erken çocuklarının artık büyümüş olduğunu, bir çocuk sayılamayacağını ve kendilerinin bir parçası olmadığını kabullenmekte güçlük çekerler.....
....... Biz çocukluğumuzda ne kadar kendimiz olabilmiş ve saygı görmüşsek, çocuklarımıza da o kadar saygı gösterebiliriz. Müdahaleci dürtülerimizi olduğu gibi kabul etmeyi bilir ve onlarla başa çıkabiliriz. Buna karşılık eğer küçükken annemiz bizim mektuplarımızı açmışsa, özel defterlerimizi okumuşsa, odamıza kapıyı vurmadan girmiş ve bütün bunları bizim iyiliğimiz için olduğundan bize inandırmışsa, ebeveynlerimiz sınırlarla birlikte onlara gerek duymanın bilincini de bizden silmiş olduklarından biz de kendi çocuklarımıza aynı şeyleri yapmaya kalkışırız.