"Oğlum kanser olduğunda onu azarladığım bütün durumlar için pişmanlık duydum, onunla yeteri kadar zaman geçirmediğime pişman oldum. Ona karşı müşfik olmak yerine fazla titiz olduğum için de..." İçimden ne zaman çocuklarıma bağırmak gelse André'nin bu sözlerini hatırlarım. Sağlıkları yerinde olduğu için öyle şanslıyım ki.
Önemli olan tek şeyin başkalarıyla aramızdaki bağ, paylaştığımız sevgi olduğunun farkına varmak için bir hastalık ya da kaza olmasını beklemeyelim. Çocuklarla geçirilen zaman çok çabuk geçip gidiyor. Bir daha asla beş yaşında olmayacaklar ya da altı, on, ondört... Yaşamımızın doksan kadar yılı içinde onlarla geçirecek ancak yirmi kısa yılımız var. Her mutluluk anı kazanılmış birer andır.