Anladıklarımızla dost oluruz, ancak dostlarımızı anlarız. anlayamadığımız dostlarımızı kaybederiz. Düşmanlarımızı ise anlamamız mümkün değildir. Onlar anlamadığımız kadar düşmanımızdır. Oysa onları öğrenebiliriz. Onları çok iyi öğrenerek bize verecekleri zararı en aza indirebiliriz.
Türkiye'de yaşayan Müslümanların nebati bir hayat sürmediklerinin kanıtı nerede? Bitki olmadıklarına ancak seçim sandığına gidip oy verdikleri zaman mı farkedebiliyoruz? Ya bunların bazıları yürürlükteki yaşama tarzının keyfini çıkarmada hem birbirleriyle, hem de Müslüman olmayan toplum öbekleriyle yaşıyorlarsa onların behimi hayat içinde olmadıklarına şehadet edebilir miyiz?
İnsanlık tarihi her insanda teker teker mündemiçtir. Madem ona bilinç kazanma yeterliği verilmiştir, madem her insan dua edebilir; o halde her insan insanlığın bizatihi kendisidir.
Şahsiyet ve halleriniz, bizim hünerimizin gerçek eserleridir. Yapılan bir halle, yükseltilen bir ruh,bir deha eserinden daha fazla bir şeydir, bir alemin yaratılışı gibidir. Bize"siz ne iş yapar, ne vazife görürsünüz?"diye soranlar olursa onlara, sonsuz sevinçle içimiz taşarak "bizim vazifemiz karakter yapmaktır, şahsiyet yaratmaktır"diye cevap vermede saadet buluruz.