Esra Bilir

Puan vermedi·704 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Ocak 2026 19:09
Pi, serinin en sert ve en ağır kitabı oldu. Kitap bir noktadan sonra kurgu olmaktan çıkıp bir uyanış çağrısı verir gibiydi. Fi ve Çi kitaplarında olayların akışına kapılıp gidiyordum ancak Pi'de yediğimiz yemekten izlediğimiz şeye kadar her şeyin bir sistemin parçası olduğunu öyle açık anlatmış ki kitabın konusundan kopup satırları tekrara sardığım yerler oldu. Kitabın sonlarına doğru karakterlerin değişimi sistemin ne kadar gerçekçi olduğunu açıklıyor. Güzel bir seri ama her okur sevmeyebilir. Duru ve Can'ın arasında geçen saplantılı bir aşk hikayesi olduğunu düşünerek kitaba başlamamanızı tavsiye ederim.
PiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201514bin okunma
Reklam
"Hepimiz en olmadık kişiye tutuluyoruz...”
Puan vermedi·520 syf.··
2024 11. kitabı
Kemal, nişanlanmak üzere olduğu sevgilisi Sibel’e hediye almak için girdiği bir butikte, uzak akrabası olan 18 yaşındaki Füsun ile karşılaşmasıyla başlar her şey. Füsun’dan ilk görüşte etkilenir. İkili arasında yasak bir ilişki ve gizli buluşmalar başlar. Bu buluşmalar, aile yadigarı olan Merhamet Apartmanı'ndaki bir dairede gerçekleşir. Sibel ile nişanlanmasına rağmen Füsun’dan kopamaz. Ancak nişan töreninden sonra Füsun aniden ortadan kaybolur. Bu kayboluş Kemal’i derin bir depresyona sürükler. Füsun’u bulmak için çırpınırken ondan kalan eşyaları toplamaya başlar. Bana biraz saplantılı bir aşk gibi gelse de Kemal yaşadığı acıyı derinden hissettirdi. Kitabın trajik sonundan sonra Kemal, Füsun'dan kalan eşyaları sergileyeceği bir müze (Masumiyet Müzesi) kurar. Müzenin gerçekte olması ve müzeye giriş biletinin kitabın son sayfalarında olması beni çok etkiledi. Bir gün Masumiyet Müzesi'ne gitmek umuduyla...
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Puan vermedi·302 syf.··
2025 81. kitabı
Oğuz Atay’ın eserlerini okuduysanız ve bu eserlerde kendinizden bir parça bulduysanız, o parçanın asıl sahibini tanımak için günlüğünü mutlaka okumalısınız. Oğuz Atay, günlüğünü hastalık süreci ve ölüm düşüncesi zihnindeyken yazmaya başlıyor. Günlüğü okurken, daha önce okuduğum eserleriyle hasret giderdim. Günlük sadece bir anı defteri değil; Atay, eserlerini nasıl yazdığını da burada anlatıyor. Bitiremediği büyük projesi "Türkiye’nin Ruhu" adlı yazılmayan eserinden bahsediyor. Umarım başka bir evrende "Türkiye’nin Ruhu"nu okuyorumdur. Yaşadığımız hayatın hep aynı olmasından mı yoksa yazmaya değer bir hayatın olmadığını düşünmemden mi bilmiyorum, günlük tutmayı saçma buluyordum. Fakat bu eserden sonra şunu anladım: Yaşadığımız günler yazılacak kadar önemli gelmiyorsa, her gün düşüncelerimizi yazalım. Oğuz Atay vefat edip günlük bitince,daha doğrusu yarım kalınca okuduğum son eseri olduğunu kabullendim. Başka eseri yok. "Beni hemen anlamalısınız," diyor .Günlük, anlaşılmanın son durağı.
GünlükOğuz Atay · İletişim Yayınları · 20207,3bin okunma
Puan vermedi·481 syf.··
2023 19. kitabı
Maya duran İstanbul Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümünde çalışmakta olan dul bir çocuklu hanımdır.Yabancı misafirlerle ilgilenmekle görevlidir . Çalıştığı yere Amerikalı Alman Maximilian Wagner isminde bir hukukçu gelir ve herşey bu şekilde başlar.Beni en çok etkileyen nadia ve Maximilian hikayesi oldu . Kitabımızın adı olan Serenad ; Maxmilian 'nın yahudi eşi nadia 'ya yaptığı ve keman ile çaldığı Serenade for Nadia, insanlığın zulüm kapasitesinin analitiği bir bestedir.Eşi yahudi olduğu için Almanya'dan Türkiye'ye İstanbul'a kaçmak zorunda kalan Max ve nadia trene bindiği süre zarfında nadia alman polisi tarafindan yakalanır . Profesör bir şekilde karısını yahudi gemisine binip gelmesini sağlar.Gemi İstanbul'a yaklaşır ve max nadia 'yı kurtarmak üzereyken gemiden inmek yasaklanır.Filistin ve Türkiye hiçbir şekilde gemiyi kabul etmez Ve profôsôr günlerce uğraştıktan sonra geminin şile'ye gittiğini görür, ardından max peşinden gider fakat kavuşmadan gemi patlar ve nadia ölür. Kitap sadece bu konular üzerine de değil , geçmiş tarihten de bahsediyor.Beni etkileyen diğer kısım ise Zülfü Livaneli oldu ,bir erkek nasıl bu şekilde bir kadın karakter yazar diye düşünmeden edemedim .Maya sanki bir kadın tarafından yazılmış gibi o kadar gerçekçi ki kendimi "Maya Duran" karekterine iyice kaptırdım.Kitap çok sürükleyici ve kapağında yazmak üzere olduğu gibi "Bütün okurları büyülüyor." Tüm okurlar'a tavsiye ederim . Abartılacak,unutulmayacak eş değeri olmayan bir kitap. Serenad Şeffaf damlalarla titreyen, ağır Koncanın altında bükülmüş her sak. Seninçin dallardan süzülen ıtır, Seninçin karanfil, yasemin zambak...
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma
Puan vermedi·58 syf.··
2023 42. kitabı
Kitap,Sokrates'in, Atinalı bir grup tarafından şehir tanrılarını inkâr etmesi ve gençleri kötü yola sürüklemesi gerekçeleriyle suçlanışını ve yargılanma sürecini anlatıyor. Eflatun idealler dünyasında yaşayan biri olarak biliniyor, o yüzden Sokrates'in aslında hiç var olmama durumu da tartışılır. Eğer yoksa, Platon neden böyle bir eseri yazma gereği duymuştur? Ya da kimin öğrencisiydi, neden böyle bir şeyi ortaya koydu? Okudukça daha çok derinlere inmek istedim; araştırmak istediğim çok şey oldu. Acaba gerçekler nedir? Sokrates gerçekten var mıdır ve böyle bir olay yaşanmış mıdır? Neyse, Platon'un da dediği gibi gerçeği sadece Tanrı bilir.
Sokratesin SavunmasıPlaton (Eflatun) · Kabalcı Yayınevi · 202064,7bin okunma
Reklam