Başkalarıyla görüşmezken o kadar kötü değildi hayat. Bir kıyasa gerek olmuyordu o zaman, kim kazandı, kim kaybetti, fark etmiyordu. Bir alternatifi yoktu çünkü hayatımızın. Daha iyisi yoktu. Neyse oydu hayatım. Neysek oyduk.
Mutlulukları çok geliyordu bana. Kendime itiraf edemiyordum kolay kolay ama kesin buydu sebep. Hayatlarında iyi giden her şey, benim hayatımda kötü giden şeylerin altını çiziyordu. Gözüme sokuyordu aksaklıklarımı, arızalarımı. "Bak, böyle olabilirdin sen de" diye başarısızlığımı vuruyordu yüzüme. Evlilikleri, asla ihmal etmedikleri sadık kocaları, organik besledikleri çocukları, mutlu fotoğraflara bezedikleri evleri, şampuan reklamlarındaki gibi her daim parlayan sağlıklı saçları... Beri yandan ailevi görevlerinden arta kalan zamanda her nasılsa sekteye uğratmadıkları kariyerleri. Bir kadının hayatında zafer adı altında kayda geçen her şeyleri yani.Benim gözümü kör etme pahasına içinde kaybolduğum kitaplar...