Kitabın diğer incelemelerini okudum. Herkes çok beğenmiş.
Onlardan farklı olarak, kitapta ben övülecek bir şey bulamadım. Kitabın ismi dışında da hiçbir şeyini sevmedim. Alıntı yapılacak cümleler var içinde. Herhangi bir metinde olabilecek kadar... Kafanızın sürekli karışacağı, her paragrafta farklı insanların yer aldığı; hikaye desen değil, deneme desen hiç değil... Değişik bir tarz. Yazarın anlatımı çok yorucu, sürükleyici değil ve çok karışık. Kitapları yarım bırakmayı sevmediğim için mecbur bitirdim. Sanırım bir kitabını daha okumuştum ama hangisiydi akılda kalmayacak kadar sıradanmış.
Böyle gereksiz büyülenen yorumlar görünce gerçekten şaşırdım. Onların görüp de benim göremediğim bir şey mi var acaba diye. Hatta birisi yazarı Onur Ünlü ile benzetmiş ama muhtemelen Onur Ünlü'yü tanımıyor.
Dur ne demek bilmeyen hiperaktif bir çocuğu saatlerce izlemişsiniz gibi bir kitap. Okuyup siz kendi tarafınızı seçin ya da kendinize bir iyilik yapın başka bir kitap okuyun. İnanın bir şey kaybetmezsiniz. Özgün olacağım, değişik bir şey yapacağım diye de bu kadar kasmaya ve insanların zamanını çalmaya gerek yok. Kendisine başarılar dilerim. Bir daha herhangi bir kitabını okuyacağımı da sanmam.
Zafer Algöz'ün ilk bu kitabını okudum. Ama bu kitap beklediğim gibi akıcı ve komik değildi. Hatta bazı hikâyeler çok ayrıntılı, uzun ve sıkıcıydı.
Ama bu anıları Zafer Algöz'ün anlatımıyla Youtube'dan açıp izlerseniz sizler için daha sürükleyici ve eğlenceli olacaktır. Kitap yazmak ve okumak bana göre başka bir boyutta, bu değil yani.
Benim gibi Hakan Günday'ı ilk bu kitabıyla okumaya başlayacaksanız, başlamayın. Yazarı ve "yeraltı edebiyatı" tarzını tanımadığım için sürekli okumayı bıraksam mı diye düşündüğüm bir kitap oldu. Hiçbir işi yarım bırakmayı sevmediğim için mecbur bitirdim. Neyse ki sonuna doğru kitap güzelleşiyor da boşuna okumamış oluyorsunuz.
Türkan Şoray, 2022 yılında bir Yeşilçam filminde oynasa nasıl olurdu diye merak edenlere cevap niteliğinde bir kitap olmuş. Bize nostalji yaşatırken Murat Menteş'in sürükleyici anlatımıyla ve Hakan Karataş'ın harika çizimleriyle bir solukta bitiveriyor. Başladığınız an elinizden bırakamıyosunuz. Ayrıca eski Murat Menteş'i hatırlatması da cabası. Yazarın Dublörün Dilemması ve Korkma Ben Varım tarzını özleyenler kesinlikle okumalı.