Son zamanlardaki favorilerimden olan distopik eserlerin bir örneği diyip özetime başlayabilirim aslında. Kitap kabaca, kadınların ilk reglini takiben dahil edildikleri bir kura sistemiyle anne olup olamayacakları dayatması ile başlıyor. Aile, annelik, özgürlük ve kariyet hakkı "kazandıkları" bir gerçeklikte; kendisine kariyer ve yalnızlığın kapısını açan mavi biletin kısıtlamalarına tahammül etmeyi sürdürmek istemeyen Calla'nın gözünden çok arzuladığı anneliği deneyimlemek için hamile kalmasını takiben başından geçenleri anlatıyor.
Bu dayatmalar aklımıza Damızlık Kızın Hikayesi'ni getiriyor tabii ama bu kitapta bilinçli yapılmış bir eksiklik, hafif bir hedefsizlik var. Ucu açık bırakılan konular, konulardaki boşluklar acaba bu tarz herzaman reyting alacak tartışmalarda bazen yönlendirme olsa mı ya da bazı şeyler daha belirli ve kısıtlı olursa insan bir kıssadan hisse yapar mı çıkarımını bize bırakan bir tavır mevcut.
Tabii ki dayatmaları ve insanların horgörüleri nedeniyle güçlük çeken bir grup kadının birbirlerini durmaksızın yargıladıkları bir hikâye var. Her şeyin sonuna geldiğimizdeyse kura mevzusunun hiçbir dayanağının olmadığını, biletlerin gelişine çekildiğini öğreniyoruz. Sebebi yok. Sistemin kadınlara ufak bir şakası mı? Bir doğum kontrol yöntemi mi? Beyaz biletli kadın kısır ise örneğin, hamile kalamazsa ne oluyor? Beyaz biletli kadının tek amacı çocuk sahibi olmaksa, kocası kısır olan bir beyaz biletli boşanmaya mı zorlanıyor örneğin? Peki ya mavi bilet alan genç kadınların ormana salınması pratiğine ne demeli? Neden ki? Hayatı öğrensinler diye mi? Kariyer ve özgürlüğün "bir şekilde yolunu bulmayı" zorunlu kıldığını ve bu uğurda bedenini kullanmaktan imtina etmemek gerektiğini öğretmek için mi? gibi pek çok sorum cevaplanmadı aslında. Düşünce sistemi güzel