Bu yolla gördüklerimi ve hissettiklerimi, henüz benim için bir gerçeklik haline gelmeyen dünya hücresinden bakan bir mahkûm gibi işe yaramaz bedenimde yaşayan zihinde olup bitenleri anlayabiliyordum.
Buna bir anlam veremiyordum. Bu konuda net bir şekilde düşünemiyordum bile. Yalnızca içimde, derinlerde bir yerde, sivri bir iğnenin çocukluğumun bütün güzelliklerini ve hayallerini delip parçaladığını, sakatlığımı çırılçıplak, saklanamayacak bir gerçek haline getirip beni bu gerçekten kaçamayacak ladar güçsüzleştirdiğini hissediyordum.