Gerçekten de hız çağında yaşıyorduk. Bitirdiğimiz kitabın, üç saniye sonra devamının çıkmasını istiyorduk. Mesajlarımıza görüldükleri an cevap verilmeli, takip ettiğimiz Youtuberlar her gün video atmalı ve o videoya ilk yorumu da biz yazmalıydık. Üstelik bu yorumun, izlediğimiz içerikle ilgili olması da gerekmiyordu. Şu yeterliydi:
"İlk."
Çılgın bir yarışın içindeydik. Ne nereye koştuğumuzu ne de ödülü biliyorduk. Koşarken gözümüzden kaçan şeyler umurumuzda değildi. Çünkü onları zaten görmüyorduk. Acaba bir gün birisi durup, "Ne yapıyoruz biz?" Diye soracak ve etrafa uzun uzun bakarak yavaşlamanın tadını çıkaracak mıydı? Doğru abi, geçen sene arkadaşlarıyla üç aylık tatile çıkmıştı. Bir sürü ülke gezmişlerdi ve sosyal medya kullanmadığı için hiç fotoğraf paylaşmamıştı. İşte gerçek hayat buydu. İnsanlara, "Bakın, ben neredeyim," deme ihtiyacı duymadan, kendin için gezmek...