O artık babam değildi. Çukurlaşan yüzdeki burun tüm alanı kaplamıştı. Vücudunu çevreleyen lacivert bol takım elbisenin içinde, uzanmış bir kuşa benziyordu. Sabit, faltaşı gibi açılmış gözleriyle ölümünden bir saat sonraki adamın yüzü şimdiden yok olmuştu. O yüzü bile bir daha asla göremeyecektim.
Ama duyarsızlık, işte bu feci bir şey. Bu insanı insan olmanın çok uzağına savurur. Kendi varlığını ne olursa olsun koruma içgüdüsü insanî olmaktan ziyade hayvanî bir içgüdü. Başkalarını hiçe saymak, küçümsemek, aşağılamak, ve insanî değerlerini yani vicdanını, merhametini yitiren, kendisinden başkasını sevmeyen, güvenmeyen, ayakta kalmanın yolunun bencillik olduğunu sanan bireylerle dolu dünyamızdan şikayet ettiğini çok iyi biliyorum.