"Aptal" dedi delikanlı. "O kadarını biz de anladık."
Kitap bitti. Bitirdim diyebilir miyim? Bilmiyorum. Kitap boyunca kâh Hikmet'im sanıyordum kâh Sevgi yahut Bilge. Zaman geliyor, sanki onunla birlikte benim de zihnim dile geliyordu. Benim düşüncelerimle onunkiler çarpışıyor ve ben kaybediyordum. Hikmet gibi kaybediyordum. Kendimi kaybediyor, Hikmet'e yeniliyordum. Hikmet zayıf mıydı? Ben güçlü müydüm? Bunun bir sıfır noktası var mıydı? Oyunlar ne zaman başlıyor, ne zaman bitiyordu?
Kitap bitti, ben de incelerim, diyemem. Bütün bilgi birikimi, zihni, duygusu, karmaşası ve tamamen insandan ibaret oluşu ile benim dünyamı kucaklayan bir evren gibiydi sanki. Ben bir parçasında asılı kalmış, bir balkonundan düşüp kalacağım yeri bulamamıştım. Nihayetine eren bir kitap olamadı benim için. Bu iyi bir şey mi? Benimle birlikte yaşar gider belki. Bilemiyorum.
Sanırım o, herkesin az bilip çok benimsediği "felsefe"ye daha çok yaklaştım gibi hissediyorum. Milyonlarca hikmeti aklım, mütemadiyen sevgiyi gönlüm alamaz sanıyorum. Daha çok okumak ama daha az düşünmek istiyorum, kayıp düşmemek için...