G.Esra

G.Esra
"Yaralarımdan çiçeklendim.." Buralı değilim.. ︸
İstanbul, 13 Eylül
981 okur puanı
Nisan 2019 tarihinde katıldı
Anlaşılmanın tadı..
8/10
·248 syf.··
2025 67. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2025 23:49
Bazen bir kitabı eline alırsın ve daha ilk sayfalarda neyle karşılaşacağını sezersin. Büyük iddiaları yoktur ama seni yormadan içine çeker. İşte tam olarak böyle bir kitap. Okurken “bu bana tanıdık” dedirten, sanki bir yerde yaşanmış, bir yerlerde duyulmuş hikâyelerle ilerliyor. Şermin Yaşar’ın dili sade, gösterişsiz ama akıcı. Edebi bir derinlik arayanları çok beslemeyebilir; fakat samimiyetiyle okuru tutmayı başarıyor. İki günde rahatlıkla bitirilecek kadar sürükleyici. Hikâye boyunca yer yer gülümsüyorsun, yer yer durup kendi hayatını sorguluyorsun. Bazı satırlarda hafif bir pişmanlık duygusu bırakıyor, bazı satırlarda ise içten bir sıcaklık. O kek kokusu… Kitapta en çok orası kaldı bende. Yenemeyen bir kek, ama insanın içini burkan bir sahne. Okurken sanki o koku sayfanın arasından çıktı, ama boğazımda düğümlendi. Çünkü bazen mesele keki yemek değildir; o ana, o duyguya, o eksik kalmışlığa dokunamamak olur. O sayfada kalbimden ince bir “çıt” sesi geldi. Küçük ama derin bir kırılma gibiydi. Şermin Yaşar, tam da bu anlarda insanın içindeki en sessiz yerleri yakalıyor.. Derinlikten çok duygunun peşinde olanlar için; ağır olmayan ama iz bırakan, sade ama samimi bir okuma..
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,5bin okunma
Reklam
Uçurum dolu ben
8/10
·197 syf.··
2025 62. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2025 00:46
Dünyanın dört bir yanından toplanmış, tarihin arka sokaklarında unutulan kadınların adımlarını günümüze taşıyor; kimi zaman acıyla, kimi zaman hayranlıkla, çoğu zaman ise derin bir saygıyla okutturuyor kendini. Her bir portre, insanın içini usulca sızlatan bir hakikat bırakarak geçiyor. Ve sanırım bu kitabın en güzel yanı, yalnızca kadınları anlatmaması; kadınların yanında duran, onların hikâyesini duymayı seçen herkes için de bir iç yolculuk başlatması… En sevdiğim alıntı: https://1000kitap.com/gonderi/290457565 Bu cümle benim için çok şey ifade ediyor… Çünkü bu kitap, sevdiğim biriyle paylaştığım güzel anıların da bir parçası. Bu alıntının bile ayrı bir hatırası var.. O yüzden oldukça çok beğendim.. İyi okumalar dilerim ♡
KadınlarEduardo Galeano · Sel Yayıncılık · 20242,649 okunma
Yarım Hikayenin Gölgesi
10/10
·349 syf.··
2025 50. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Kasım 2025 07:37
Bir düşünürün sadece fikirlerini değil, kalbinin gölgelerini de okuyucuya açtığı özel bir defter gibi. Bu kitapta Meriç’in zihni, zaman zaman bir fırtına; zaman zaman da derin bir sükûnetti. Düşünce dünyasıyla hesaplaşır gibi aslında kendisiyle kavga ediyor, kendisiyle barışıyor ve yeniden yazıya tutunuyor gibi hissettim. 1960’lı yılların şartlarını düşündükçe, Cemil Meriç’in Lamia Hanım’a kitaplar önermesi, ona kitaplar göndermesi, hatta zamanın imkânsızlıkları içinde ona bilgiler ulaştırmak için özel bir çaba göstermesi çok daha kıymetli görünüyor. Ona karşı belli bir hassasiyeti, inceliği var. Jurnal’de Meriç’in daha önce hiç bilmediğimiz, daha kırılgan ve özenli bir tarafıyla karşılaşıyoruz. Yine de ikisinin arasındaki ilişki bende tam anlamıyla bir şekle bürünmedi. Bir tür üçgen var ama nereye dayanıyor, nerede bitiyor… Bunlar zihnimde hep soru işareti olarak kaldı. Gerçekte neler hissettiklerini merak ettim. Hatta keşke Lamia Hanım’ın mektuplarını da okuyabilseydik; o zaman bu ilişkinin gölgeleri belki biraz daha aydınlanırdı. Ama ne olursa olsun, onun mektuplarındaki edebi güç, cümlelerindeki içtenlik ve kelimelerin arasına sinmiş o sarsılmaz samimiyet, kitabı eşsiz kılar. Jurnal 2, bir düşünürün içe dönüşünün en dürüst, en filtresiz hali gibidir. Ve en güzeli… Bu kitabın hem 1.’si ve 2.’sini, bizzat okuyup beğenen ve mutlaka benin de okumamı isteyip, hemen alıp gönderen canımıniçi tarafından gelmesiydi. Zaten kitaplığımın en nadide eserlerinden biri olmayı çoktan hak etmişti; şimdi anlamı daha da derin, daha da kıymetli... Sevgilerimle..
Jurnal - Cilt 2Cemil Meriç · İletişim Yayıncılık · 20181,846 okunma
Dilsiz Çığlık
Puan vermedi·559 syf.··
2025 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2025 10:42
Victor Hugo, bu romanla yalnızca bir aşk hikâyesi anlatmaz. Aslında kitabın başkahramanı ne Esmeralda’dır, ne Quasimodo, ne de Frollo... Gerçek başrol: Notre Dame Katedrali’dir. Çünkü bu roman bir insanlık aynasıdır. Zamanın mimarisini, toplumun adalet anlayışını, inançla saplantının nasıl karışabileceğini katman katman işlemiş. Zorlayıcı bir klasik. Özellikle ilk bölümler detaylı ve betimlemelerle dolu. Ama devam ettikçe, hikâyenin kalbine girdikçe, insan doğasına dair çok derin sorular sormaya başlıyorsun: Gerçekten çirkin olan kim? Sevgi dediğimiz şey ne zaman zarar verir? Dışlanmak, insanın kalbini mi yok eder yoksa güçlendirir mi? Aşk, saplantı, dışlanmışlık ve vicdan arasındaki sınırlar çok keskin. Quasimodo’nun sessiz sevgisi, Frollo’nun karanlık arzusu ve toplumun acımasız yargıları… Güzel olan her zaman iyi midir? Çirkin olan sevmeyi bilmez mi? Kitapların, kelimelerin hepsi benimle.. ♡
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Çalmanın bedeli ne?
6/10
·303 syf.··
2025 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 17:22
Görünmez olduğunda ne yaparsın? Başkasının suretini mi giyersin, yoksa kendi gölgenle yüzleşir misin? “Sarı Yüz”, sadece bir edebiyat hırsızlığı hikâyesi değil. Kimlik, değersizlik duygusu, kıyas, suçluluk, aidiyet ve görünür olma arzusunun giderek patolojikleştiği bir içsel çöküş hikayesi. Ana karakter June, dışarıdan bakıldığında hırslı ama ‘masum’ bir yazar gibi görünse de aslında içinde taşıdığı değersizlik duygusu, onu yavaş yavaş benliğini silmeye itiyor. Athena Liu'nun ani ölümüyle birlikte ortaya çıkan “şans”, aslında onun yıllardır bastırdığı gölgelerle yüzleşme zorunluluğunu getiriyor. June’un savunma mekanizmaları (inkâr, rasyonalizasyon, yansıtma) çok yerinde ve ustaca işlenmiş. Bu onu kolayca “kötü karakter” diye etiketleyemememize sebep oluyor. Onunla empati kuruyor, bazen rahatsız oluyor, bazen kendimizi yakalıyoruz.. Toplumsal açıdan da kitap çok katmanlı: Irk, kültürel temsiliyet, edebiyat dünyasındaki sistematik ayrımcılık, sosyal medyanın yargılayıcılığı ve linç kültürü, bireyin içsel gerçekliğiyle çatışıyor. Kendilik algısı, suçluluk, görünür olma arzusu ve bastırılan gölgelerle ilgilenen herkesin okuması gereken bir roman.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Reklam