Muhammet Akpolat

Muhammet Akpolat
@Esteldas
EEM
Lisans
İstanbul
İstanbul, 1994
9 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Antreye girdiğinde uşağı İvan'ı külüstür deri kanepeye sırtüstü uzanmış, tavanda bir noktaya tükürür buldu: İvan, tükürüğüyle hep aynı noktayı tutturmaya çalışıyordu ve bunda da oldukça başarılıydı. Uşağın bu kayıtsızlığı onu büsbütün çileden çıkardı; adamın alnına bir şaplak atıp, "Hep böyle saçmalıklarla uğraşırsın!" dedi.
Reklam
Sevincinden gülümsedi binbaşı. Ama dünyada hiçbir şey uzun süreli değildir, o bakımdan binbaşının duyduğu bu ikinci sevinç ilki kadar canlı değildi. Bir dakika sonra duyacağı sevinç bundan da cılız olacaktı ve nihayet, tıpkı suya atılan bir taşla doğan halkaların bir süre sonra yitip gitmesi gibi, içinde kıvılcımlanan son sevinç kırıntısı doğal ruh haline karışacak, bu hal içinde sönecek, belirsizleşip gidecekti.
"Önce gurur duyarak söyleyeyim ki, böcek olmayı birçok kez istedim. Ama bunu bile başaramadım. Yemin ederim size baylar, fazla bilinçli olmak bir hastalıktır. Gerçek, tam bir hastalıktır. Sıradan bir bilinç, insanın yaşamı için fazlasıyla yeterlidir. Yani şu şanssız on dokuzuncu yüzyılımızın gelişmiş insanına, gerekli olan bilincin yarısı, hatta dörtte biri bile yeterlidir..."
Sayfa 14·Kitabı okudu

Muhammet Akpolat

, bir kitap okudu
Puan vermedi·492 syf.·
2020 43. kitabı
Jules Verne
7/10 · 19 okunma
"Son derece iyi, ama zayıf, sinirli kişilerde ara sıra böyle olur; iyiliklerine rağmen üzülmek, öfkelenmek, onları sanki sarhoş eder, bundan zevk alırlar ve mutlaka başkalarına, suçsuz, çoğunlukla da en yakınlarından birine çatarlar. Örneğin kadınlar, ortada incir çekirdeği dolduracak bir sebep yokken kendilerini mutsuz, kırgın hissetmek ihtiyacı duyarlar. Pek çok erkek de böyle durumlarda kadınlara benzer, üstelik ruhça zayıf, kadın tabiatlı erkekler de değildir bunlar. İhtiyar sebepsiz yere hır çıkarmak istiyor, bu isteğini yenemediği için üzülüyordu."
Reklam