her şey nasıl da hızla yok olup gidiyor, bedenlerimiz maddi dünyada kayboluyor, anılar zamanla yitip gidiyor; duyularla algılanan bütün nesneler −özellikle de verdiği hazla bizi kendimizden geçiren, yaşattığı acıyla korkutan ya da anlamsız şeylerden zevk almamızı sağlayan şeyler− nasıl da ucuz, aşağılık, adi, geçici ve ruhsuzlar.
Aslında hiç kimse ne geçmişi ne de geleceği yitirir, çünkü sahip olmadığı şeyi kim alabilir ondan?
Öyleyse şu iki şeyi unutma: Birincisi, ezelden beri her şey aynıdır ve hep aynı döngü yenilenir, bunun için yüz ya da iki yüz yıl ya da sonsuz bir zaman için aynı görünümü görmek hiç fark etmez; ikincisi, insan yaşlı da ölse genç de ölse ölünce aynı şeyi yitirir.
Çalmak, ekmek, satın almak, dinlenmek ne yapılması gerektiğini görmek sözcüklerinin anlamını herkes bilmez.Bunlar gözle görülmez, çok daha başka bir görüşle görülür.