Mevcudat, beşerin zulüm ve vahşetinden
âdeta mateme bürünmüştü. Gözyaşı döken
gözler değil, ruh ve kalbler idi. Kalb ve ruhların
keder, elem ve gözyaşına âlem de iştirak etmiş,
sanki umumî yas ilân edilmişti!
Yeryüzü, saadetin, sevincin ve huzurun
kaynağı olan "tevhid" inancından mahrumdu.
Küfür ve şirk fırtınası, ruhları ve kalbleri kasıp
kavurmuştu. Gönüllerde tek mâbud yerine,
birçok bâtıl ilâh yer almıştı! Hakikî sahibini
arayan ruhların feryadı ortalığı çınlatıyordu.
İnsanlar, birbirini yiyen canavarlar misâli
vahşîleşmiş, küfür, şirk, cehalet ve zulüm
bataklığında boğulmaya yüz tutmuşlardı.
Zâlimin zulüm kamçısı altında mazlum inim
inim inler hâle gelmişti.
Alem mahzun, varlıklar mahzun, gönüller
mahzun ve sîmalar mahzundu.
Akıl, ruh ve kalbleri manevî kıskacı altına idi