İnanç çok ama ruh bir tanedir.Sende de, bende de, onda da. Demek ki, herkes kendi ruhuna inansa,herkes birleşecek.Herkes kendine inanırsa,herkes birlik olur.
Nehlüdov’u en çok çileden çıkartan şey de, mahkemelerde ve bakanlıklarda halktan toplanan vergilerden dolgun maaş alarak oturan insanların, benzeri memurların aynı gerekçelerle kaleme aldığı kitaplara bakarak,onların yazdığı yasaları çiğneyenlerin eylemlerini bu yasa maddelerine uydurmaları ve bu maddelere dayanarak bu insanları bir daha görmeyecekleri ve bu insanların da acımasız, yürekleri nasır bağlamış hapishane müdürlerinin,gardiyanların, muhafızların tam egemenliği altındaki milyonlarca insanın ruhen ve bedenen telef olduğu yerlere göndermeleriydi.
“İnsanın içindeki vahşi canavarlık iğrenç,” diye aklından geçirdi, “ancak manevi yaşamın tepesinden bakıp onu tüm çıplaklığıyla gördüğünde onu aşağılıyorsun,düştün mü,karşı durabildin mi, neysen o olarak kalıyorsun ama bu hayvani duygu sahte bir estetik ve şiirsel bir örtünün altına gizlenip önünde eğilmeni istediğinde,o zaman, onu tanrılaştırarak,iyi ile kötüyü ayırt edemeden kendini tamamen ona kaptırıyorsun.İşte o zaman yandın.”