Travmatik olan hayattı. Hepsi. Bütün hayat. Her şey. Özellikle de, travmatik gibi durmayan ne varsa. Doğmak gibi. Dolayısıyla, doğum sonrası depresyon, yeni annelerin yakalandığı psikolojik bir hastalığın değil, hayatın tanımıydı. Hayatta kalma isteğinin. Hayata rağmen.
Biz, Türkçeyi bilenlere "Onlara söyleyin, buraya niye
gelmişler?" diye merak ettik.
Içimizdekilerin ahaliye sorduğu soru karşılığında aldığı
cevap şuydu: "Biz Kürtleri kuyruklu zannediyorduk. Sizin
kuyruğunuz yokmuş!"
Bu arada dilsiz halam ve en küçük iki kardeşlerim de
geri geldiler. Onlar bizden daha fazla perişan olmuşlardı. O
zaman fark ettik ki, halamın sırtında beş adet süngü izi var.
Zavallı kadın yine de kendi acılarına bakmadan o küçücük kızlara bakmış, onlarla uğraşmış, yedirmiş ve içirmiş.
Bunların hepsini nasıl o bebeklerle yaptı?...
Bilmiyorum!...