"Burada korkunç olan şey onun dövülmesi değil -buna alışmak mümkündü-, bu aptal hayvanın dayak yerken sesini çıkarmaması, karşılık vermemesi, gözünü bile kırpmaması, sadece ağır bir fıçı gibi hafifçe sağa sola sallanmasıydı."
Sayfa 12 - Türkiye İş Bankası Yayınları, 24.Baskı, 2022-Aralık·Kitabı okudu
"Günümüz yargı süreçlerinde adli hatalar kolaylıkla yapılabilmektedir. Resmi görevleri ya da işleri itibariyle başkalarının acılarıyla ilgilenmek zorunda olan hâkimler, polisler ve doktorlar zaman içerisinde bu duruma alıştıkları ve bir o kadar hissizleştikleri için çok isteseler de muhataplarına resmiyet sınırlarının dışında davranamazlar. Bu bakımdan onların arka avlularda koyunları ve danaları kesip de akan kanın farkına varmayan köylülerden hiç farkları yoktur."
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Yayınları, 24.Baskı, 2022-Aralık·Kitabı okudu
"Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok. Kitaplığı ne yapacağız? Anlatıyorum ona. Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur."
Hikâyemiz Dimitrios'un, Larisa'dan sıcak bir yaz günü köklerinin bulunduğu toprağa ziyareti ile başlar. Yıllar önce büyükleri bu topraklardan gitmek zorunda kalmıştı. Ona çocukluğundan bu yana bu toprakları anlatmış, özlemlerini dile getirmişlerdi. Türkiye'ye giriş çıkış yolları açılınca o bu topraklara geldi. Hem büyüklerinin hasretini gidermeye hem de küçüklükten bu yana zihnine kazınan bu masallar diyarına gelerek özlemini giderme serüvenine çıkmış oldu. Anadolu ile ilgili söylentiler buradaki insanlarla tanışınca düşüncelerini değiştirmiştir. Bir tesadüf sonucunda Aziz Güzelgöz ile tanışmış, dost olmuşlardı. Onu evine götürmüş ve buralarda "Eşekli Kütüphaneci" diye bilinen babası Mustafa Güzelgöz ile tanıştırmıştı. Kısa sürede hepsi ile kaynaşmıştı. Evlerinde kalmış, mantılarından yemiş, hikayeler dinlemiş, dostluk kurmuşlardı. Peki Mustafa Bey'in adı neden "Eşekli Kütüphaneci?" Aziz bunu şöyle anlatıyor: "Babama Eşekli Kütüphaneci derler. Ürgüp'ün içindeki kitaplığı yönetirken otuzdan fazla köyün halkına eşekle kitap taşıdığı için ona bu adı taktılar." Bunlar üzerine konu Mustafa Bey üzerinde toplanır ancak o bundan rahatsızlık duyar ve konuyu sürekli değiştirir. Refik Başaran'dan bahseder. Onu çok etkileyen bu halk ozanının hayatını anlatır, türkülerini tekrar dinler-dinletir, onu erken yaşta kaybetmenin hüznünü dile getirir. Dimitri'ninse en çok merak ettiği Eşekli Kütüphanecinin hikayesi. Mustafa Bey o konuya hemen girmez, çalıştığı işleri, eşiyle evliliğini, çocuklarını, köyü vb. anlatır durur. Mustafa Bey bu konuları anlattıktan sonra yavaştan hikayeyi anlatmaya başlıyor. Ürgüp'te ilk kütüphane Temenni tepesinde yapılmıştır. İsmini de Abdülmecit döneminde kitaplık kısmında görev alan Tahsin Bey'den alır. Kitaplardan bir kısmını padişah ile görüşüp Ürgüp'e