Öyle miydi gerçekten? Öyle miydi, yoksa, öyle olduğu düşüncesi, geride kalanlara, köyde olsun, kentte olsun, insanlar arasından ayrılmayanlara, kalabalığın besleyici emziğini ağzından bırakmak istemeyenlere yeterli mi görünmüştü? Bilmiyordu ki…
Ne kadar uğraşırsan uğraş burada, bu küflenmiş ve nemden çamur rengine bürünmüş duvarların arasında, hiçbir şeyi tamamlayamayacaksın. Çakılı kaldığın şehirde gerçeğin izini süremeyeceksin. Israr edersen parçalar dört bir yana savrulacak, gerçek yitip gidecek. Bir yolculuğa çıkmalısın. Tanıdığın herkes, dinlediğin her hikâye kabulün olmalı. Ya da doğduğun topraklarda kalıp hiçbir şey bilmeden ölümü beklemelisin. Meselenin aslı bu kadar basit ve yalındır.