" Daima doğru yerde olduğu için onu kimse asla görmezdi. Ve daima güler yüzlü olduğu için kimse ona, sevdiği adam çekip gitmişken ve sütünü içmesi gereken çocuk ölmüşken nasıl güler yüzlü olabildiğini sormazdı.”
Ustalıkla kaleme aldığı betimlemeler dikkat çekici. Sayfaları okurken hep şu soru vardı aklımda “Mavi Sürgün” neden mavi? Kitapta ilerledikçe aslında kendi ışığını, karanlık olarak imgelediği bir yerde bulmuş olduğu anlamını farkedince ‘Mavi’ diye belirtmesi bundanmış dedim. Ayrıca sürgün olarak gittiği Bodrum’a olan aşkını, yalın bir
ifade ile anlatmış. Keyifli bir okumaydı.
Benim elimde oranın pulu damgalı tapusu yoktu. Ama orası bütün engin çevresiyle, dağları ve denizleriyle kendini tamamıyla bana veriyor ve beni de tamamıyla kendine alıyordu. Orada kaldıktan beş on gün sonra öyle oldu ki, hiçbir kuştüyü yastık oranın en katı taşı kadar yumuşak gelemezdi bana. Belki de bana vahşi denecek. Ne denirse densin, ben buraya düpedüz gerçeği yazıyorum.