Kitabı okumayı aslında ilk çıktığından beri erteliyordum çünkü arkadaşım bana köyü son olduğunu söylemişti.
Belki seriden ayrılmak istemediğin için belki de Eflak;) ile Ukde'nin birlikte mutlu kalmalarını istediğim için.
Okuduğumda çok mutlu olmuştum başlarda ama özellikle son 50-30 sayfayı okurken ağlamaktan yazıları görememeye başlamıştım. Maral Atmaca çok iyi bir dilde yazmıştı. Şimdiye kadar okuduğum kitaplarında hep diline hayran kalmışımdır, şimdiye kadar okuduğum bütün kitaplarını da hep 3 gün içinde okuyup bitirmişimdir zaten. Yine öyle oldu, Maral yine yazımına hayran bıraktı beni.
Aslında dediğim gibia rkadaşım bana spoiler vermişti o yüzden bazı şeylere şaşıramadım.
Kitap okurken aslında sürekli güldürüyordu beni özellikle Ukde ile Taner'in kavgaları çok tatlı geliyordu bana. İçimi şenlendiriyordu iki kişi.
Sonunda ise hepimizin içinde bir ukde kalıyor. Acaba böyle olmasaydı Ukde ile Eflah mutlu olsaydı nasıl olurdu diye düşünüyor insan. Öyle bir kitaptı ki insanın duygularını anlatmak için sözleri yetmiyor.
Sonunda imzadaki kızı Ukde sandım, Taner her şeyi hatırlıyor mu diye düşündüm sonra haberi gördüm, Ukde'yi hatırlayan var mı diye baktım, bulamadım.
...
"Benim için yazdığın kitabı artık bitirmelisin. Okumayı çok istiyorum."
"Son düzlükteyim, bitmesine az kaldı."
"Ne kadar az kaldı?"
"Sadece finali kaldı."
"Aklında nasıl bir final var?"
"Artık yanımdasın, benimlesin ve bana gitmekten bahsetmiyosun. Aklımdaki mutlu bir son."
"Sence bize mutlu son yakışır mı?"
"Evet, en güzel bize mutlu son yakışır."
"Ya ayrılırsak?"
"Seni hiç bırakmam."
"Ya beni unutursan?"
"Hiçbir şey seni bana unutturamaz."
"Söz mü?"
"Söz veriyorum, Acıbal. Seni hiç unutmayacağım."
Ukde en çok unutulmaktan korkardı.
Ve Eflah onu unuttu.
Ukde en çok o kitabı okumayı istedi.
Ve onun dışında
Açıkçası kitaba başlarken gerçekten büyüzük bir umutla başlamıştım.
Edebiyat hocamın ödev vermesi benim okumam için bana bir bahane olmuştu aslında.
Yazarın dili çok iyi yalın bir dil ve insanı içine çekiyor. Karakterleri öyle bir anlatmış ki o karakterlerle bağ kurmamak neredeyse imkansız.
İlk okuduğum John Steinbeck kitabıydı ve böyle bir şeyle karşılaşmayı beklemiyordum.
Kurulan hayaller ve o hayalleri gerçekleştirme çabası. O hayaller için verilen uğraşlar.
Ama kitabın sonu özellikle beni etkileyen bir kısımdı çünkü ben genelde kişiler arası ilişkiye çok önem veririm. Kitapların sonunda da çok ağlamam nadirdir yani. Ama gerçekten ağladım.
George'un kararını düşündüm ama ben böyle bir şey yapamazdım değer verdiğim birini gözüne baka baka böyle bir konuda kandıramazdım. Çünkü ben birine değer vereceksen gerçekten veririm onunla her şeyi yapmaya razı olurum.
Bir bakıma o finali okurken kendimi de sorguladım yani.
Çok derin ve anlamlı mesajlar veriyor. İlk bitirdiğinde ben niye bunu okudum ki diye düşündürüyor ve sonsuza kadar aklına bir şekilde kazınacak bir kitap haline geliyor. Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck