Merve

spinoza felsefesinde beden ve ruh
beden ruhla aynı payeye sahiptir. ruhun büyümesi için çok önemlidir; tıpkı ruhun, bedenin muhafazası ve büyümesi için çok önemli olması gibi. doğrusu onları ne birbirinin karşısına koyabiliriz ne birbirinden ayırabiliriz.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Sevinç
sevinç, daha eksik bir halden daha eksiksiz bir hale geçiştir.
albert einstein ve spinoza
spinoza alber einstein'ı son derece etkilemişti. kendisine çok sık sorulan tanrı'ya inanıp inanmadığı sorusuna hep aynı cevabı verirdi: "spinoza'nın tanrı'sına, var olan her şeyin ahenginde kendini gösteren tanrı'ya inanıyorum. ama insanların kaderi ve davranışlarıyla ilgilenecek olan tanrı'ya hayır."
saf sevinç
spinoza metafiziği bize "bilgelik yolunun göğe veya ifade edilebilecek olanın ötesine yükseliş olmadığını, bu yegane dünya yani doğa içinde varoluşun derinleşmesi olduğunu gösterir. spinoza bize ebedi saadete giden bir yol vaat eder; doğamızı doğa'yla uyumlu hale getirmeyi ve kendimizi -akıl sayesinde- kozmik senfoniye göre ekort etmeyi başardığımızda en saf sevince ulaşacağımızı söyler.
spinoza'yı anlamak neden güç?
ateist olmadığı gibi, spinoza pek o kadar materyalist de değildir. öte yandan materyalist olduğundan daha maneviyatçı da değildir. aynı anda her ikisidir! zira tanrı'nın iki sıfatı düşünce ve uzam olduğuna göre dünya ruhtan ve maddeden oluşur; bunların ikisi birbirinden ayrılamaz. ruhu doğallaştırdığı kadar maddeyi de manevileştirir. bir yandan tanrı'yı tek bir tanıma hapseden yahudi-hristiyan-müslümanlık mirasının, diğer yandan da -lusretius'tan marx'a- materyalist düşünürlerle -platon'dan hegel'e- maneviyatçı ve idealist düşünürler arasında iki bin yıldan fazladır süren felsefi ihtilafın ürünü olan kolaycı kategorilere sokulamayan spinoza, tam da bundan ötürü dengeleri bozar. bu iki bakış açısı, düşüncemizin tüm mutat kalıplarını ve anlaşmazlıklarını yerle bir eden spinoza gibi bir düşünürü anlamamızı son derece güçleştirir.