Vakalarla dolu yıllar bir kayanın üstünde akan sular gibi, onun üstünden akıp geçmişe benziyor. Fakat, sular en sert taşlarda bile izlerini bırakırlar.
Kendi emeklerimize, kendi ideallerimize göre yaşamak imkânını bulamadıksa bari kendi ölümümüzle ölelim. Ne doğduğumuz yeri, ne sevdiğimiz kimseleri, ne yüzümüzü, ne kalbimizi kendimiz seçebildilk. Fakat ölümün her türlüsünü seçmek bizim elimizdedir.
Meğer insan, köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak, içinden geldiği gibi, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş.