İçimizdeki Şeytan’da Balıkesir’den başlayıp İstanbul’da son bulan aşk serüvenleri anlatılır. Bu serüvenlerde üç temel şahıs vardır: Madde, Ömer ve Bedri. Madde ve Ömer birbirlerini iyice tanımadan evlenmiş olan bir çifttir. Dolayısıyla kişilikleri, beğenileri tamamen birbirinden farklıdır. Romanda aşk, para, halk, faşizm, aydın, doğa, ahlak, müzik, sanat, kuvvet, ülkü gibi kavramlar öne çıkarılan tema değeri olarak dikkat çeker.
Romanda bir yaz günü Kadıköy’den Köprü ‘ye gelen vapurda Ömer, Emine Hanım ile karşılaşır ve yanındaki Macide’ye âşık olur. Ömer, bir yandan postanede çalışmakta, bir yandan da üniversitede okumaktadır. Macide, Balıkesir’de ortaokulu bitirdikten sonra musikiye merakından dolayı Emine Hanım tarafından İstanbul’a getirilmiş, konservatuvara yazılmıştır. Altı aydır babasının yolladığı yirmi beş lira ile Emine Hanım’ın Şehzadebaşı’ndaki evinde pansiyoner olarak kalmaktadır. Emine Hanım’ın kocası Galip Bey yağ ticareti yapmaktadır, fakat zamanla işleri bozulur. Çok geçmeden Macide’nin de babası ölür ve Balıkesir’den gelen para artık gelmez olur. Emine Hanımlarda sığıntı gibi kalmak istemeyen Macide, bir gece Ömer’le bir gezinti dönüşü geç kalmasından dolayı, hakarete uğrayınca bavulunu alır, nereye gideceğini bilmeksizin Emine Hanım’ın evini terk eder. Tesadüf, Ömer henüz kapı önündedir; durumu öğrenince Macide’yi Taksim yakınlarındaki pansiyonuna götürür. Artık karı-koca hayatı yaşamaktadırlar.
Ömer, arkadaş kesesinden geçinir olmuş ve sağcı profesörler, şairler, yazarlar çevresine katılmıştır. Bir akşam çalgılı bir bahçede fasıl topluluğunda piyano çalan bir genç, Ömer’in yanına gelir. Bu kişi, Macide’nin ortaokuldan aralarında platonik bir gönül ilişkisi de geçmiş olan eski müzik öğretmeni Bedri’dir. Bedri, eski arkadaşı Ömer’le Macide’nin aile